| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

hepsi burada

oyun,son çıkan filmler ve daha neler neler var burada

Ana Sayfa | Yazılar | Resimler | Videolar< önceki| sonraki >
44 "sevgili" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"sevgili" etiketi kullanan diğer içerikler resimler, videolar

Aşk...

Aşk ağlatır,

Aşk güldürür,

Aşk susar,

Aşk konuşur,

Aşk dağıtır,

Aşk nazlanır,

Aşk sarsar,

Aşk korkutur,

Aşk aldatır ,

Aşk birleştirir,

Aşk yaralar,

Aşk sızlatır,

Aşk acıtır,

Aşk yakar

Annem Gibi...

Annem Gibi
Sana üşüdüğümü söylüyorum. Çocukmuşum da sanki çamura çıplak ayaklarımla
basmışım soğuk bir kış gününde. Annem mi geliyor sen mi geliyorsun koşarak
biraz da kızgın.? Annem mi sen mi? ...Üşümüşüm diyorum...Ben üşümem
biliyorsun. Oysa üşümüşüm. Buz tutmuş ellerim. Bak parmaklarımın ucuna.
Saçaklardan sarkan ve dikkat edilmesi gereken buz sarkıtları gibiler.
Üşümüşüm diyorum. Isıtacak mısın?
Öp beni o zaman!

Sana estiğimi söylüyorum. Ucuz bir şarabın berbat tadı ile yaptığı iş
arasındaki uçuruma düşüyorum eserken. Beni basınç farkları getiriyor sana.
Eserken belki eski diye belki de es es es ki ki ki diye bağıran kekeme bir
rüzgar oluyorum. Tadını değiştiriyorum dokunduğum yaprağın, sürtündüğüm
toprağın, arasından geçtiğim saçların. Dağlar üzerinden gelen kaynağı
belirsiz bir esintiyim. Eseyim mi?
Öp beni o zaman!

Sana geldiğimi söylüyorum. Ayaklarımı nerde bıraktım bilmiyorum. Bir telefon
numarası gibi ezberliyorum kilometreleri. Aramızda üç tane iki... İki yüz
yirmi iki. Ayaklarımı düşürdüğüm yerde her zaman senin kokun. Telefon
direkleri eşlik ediyor bana, bulutlar benimle geliyor, çizgi halinde bir
toprak benimle geliyor, sincapların endişesi benimle...Çok konuşan bir
yolcunun sustuğu yerin yanındayım. Yalnız sana geldiğimi söylüyorum.
Geleyim mi?
Öp beni o zaman!

Sana sustuğumu söylüyorum. Susmak derinlere inmek değil midir? İçerden
konuşmak? Ancak içerden yanıtı olmak? Susmak dibe sarkıtılmış bir ağ değil
midir? Ateşi saran oksijen? Sana sustuğumu söylüyorum...Dut yemekle süt
dökmek arasında bir yerde olduğumu...Kedi ya da bülbülden birini yeğlemek
değil midir susmak? Yalnızlığında kendini avlamak değil midir dudaklarını
kapamak? Kapayım mı dudaklarımı?
Öp beni o zaman!

Sana gördüğümü söylüyorum. Olanlarla olabilecekler arasında,
görülebileceklerle görülenler arasında düğüm atıyorum. Gördüklerim
parantezler içinde geziniyor. Görmediklerimi ise sen evlatlık alıyorsun
belki isteyerek belki istemeyerek. Ellerini gördüğümü söylüyorum. Uyanmışlar
beden eğitimi yapıyorlar bedenimde. Gözlerin bir şiirin ilk karalaması gibi
açılmıyor mu? Seni gördüğümü söylüyorum. Ama gözüm kapalı göreceğim. Kapat
gözlerimi...Göreyim mi?
Öp beni o zaman!

Sana sevdiğimi söylemiyorum. "Bana sevdiğini söyleme, beni sev" diyor şair.
Aşk bana inan(a) mıyor...Ben aşkı yalnız tanımlıyorum. "Üşüdüysen es,
Geldiysen sus, Gördüysen sev" diyor rüyama nerden girdiği belli olmayan ak
sakallı bir ihtiyar. Derin anlamlar arıyorum söylediklerinde sevgiye dair.
Belki de üşüyorum, belki esiyorum, belki geliyorum, belki susuyorum ve belki
görüyorum seveyim mi seni der gibi. Seveyim mi seni?
Öp beni her zaman!

Sana üşüdüğümü söylüyorum. Çocukmuşum da sanki çamura çıplak ayaklarımla
basmışım soğuk bir kış gününde. Annem mi geliyor sen mi geliyorsun koşarak
biraz da kızgın.? Annem mi sen mi? ...Üşümüşüm diyorum...Ben üşümem
biliyorsun. Oysa üşümüşüm. Buz tutmuş ellerim. Bak parmaklarımın ucuna.
Saçaklardan sarkan ve dikkat edilmesi gereken buz sarkıtları gibiler.
Üşümüşüm diyorum. Isıtacak mısın?
Öp beni o zaman!

Sana estiğimi söylüyorum. Ucuz bir şarabın berbat tadı ile yaptığı iş
arasındaki uçuruma düşüyorum eserken. Beni basınç farkları getiriyor sana.
Eserken belki eski diye belki de es es es ki ki ki diye bağıran kekeme bir
rüzgar oluyorum. Tadını değiştiriyorum dokunduğum yaprağın, sürtündüğüm
toprağın, arasından geçtiğim saçların. Dağlar üzerinden gelen kaynağı
belirsiz bir esintiyim. Eseyim mi?
Öp beni o zaman!

Sana geldiğimi söylüyorum. Ayaklarımı nerde bıraktım bilmiyorum. Bir telefon
numarası gibi ezberliyorum kilometreleri. Aramızda üç tane iki... İki yüz
yirmi iki. Ayaklarımı düşürdüğüm yerde her zaman senin kokun. Telefon
direkleri eşlik ediyor bana, bulutlar benimle geliyor, çizgi halinde bir
toprak benimle geliyor, sincapların endişesi benimle...Çok konuşan bir
yolcunun sustuğu yerin yanındayım. Yalnız sana geldiğimi söylüyorum.
Geleyim mi?
Öp beni o zaman!

Sana sustuğumu söylüyorum. Susmak derinlere inmek değil midir? İçerden
konuşmak? Ancak içerden yanıtı olmak? Susmak dibe sarkıtılmış bir ağ değil
midir? Ateşi saran oksijen? Sana sustuğumu söylüyorum...Dut yemekle süt
dökmek arasında bir yerde olduğumu...Kedi ya da bülbülden birini yeğlemek
değil midir susmak? Yalnızlığında kendini avlamak değil midir dudaklarını
kapamak? Kapayım mı dudaklarımı?
Öp beni o zaman!

Sana gördüğümü söylüyorum. Olanlarla olabilecekler arasında,
görülebileceklerle görülenler arasında düğüm atıyorum. Gördüklerim
parantezler içinde geziniyor. Görmediklerimi ise sen evlatlık alıyorsun
belki isteyerek belki istemeyerek. Ellerini gördüğümü söylüyorum. Uyanmışlar
beden eğitimi yapıyorlar bedenimde. Gözlerin bir şiirin ilk karalaması gibi
açılmıyor mu? Seni gördüğümü söylüyorum. Ama gözüm kapalı göreceğim. Kapat
gözlerimi...Göreyim mi?
Öp beni o zaman!

Sana sevdiğimi söylemiyorum. "Bana sevdiğini söyleme, beni sev" diyor şair.
Aşk bana inan(a) mıyor...Ben aşkı yalnız tanımlıyorum. "Üşüdüysen es,
Geldiysen sus, Gördüysen sev" diyor rüyama nerden girdiği belli olmayan ak
sakallı bir ihtiyar. Derin anlamlar arıyorum söylediklerinde sevgiye dair.
Belki de üşüyorum, belki esiyorum, belki geliyorum, belki susuyorum ve belki
görüyorum seveyim mi seni der gibi. Seveyim mi seni?
Öp beni her zaman!

SENİ NASIL SEVDİM BİLİYOR MUSUN?

SENİ NASIL SEVDİM BİLİYOR MUSUN
Bütün mevsimlerde yüzüm kırağı tutuyor
sende benim gibi üşüyor musun?
Seni nasıl sevdim biliyor musun?

Milyonluk nüfusun içinde yapayalnızım,
bir gölgelik ışık bile parlamıyor.
Sende benim gibi korkuyor musun?
Seni nasıl sevdim biliyor musun?


Bıraktığın hatıralar kanıyor,
yaralara gözyaşımı basıyorum.
Sende benim gibi sızım sızım
sızlıyor musun?
Seni nasıl sevdim biliyor musun

Seni senden, seni benden, seni onlardan,
seni ağrıyan yanımdan bile çok sevdim.
Yoksa sen gülüyor musun?
Seni nasıl sevdim biliyor musun?

Üstüne serpilecek topraktan da daha çok
Sevgimden kefen biçip,
aşkımdan tabut çaktım
seni kalbime gömüyorum.
Yoksa sen kaçıyor musun?
Seni nasıl sevdim biliyor musun?

Bana on dakikanı ayır
gözlerinle gözlerim buluşsun
sana fısıldayacakları var diyorum
bakarız kısmet, zaman diyorsun,
beni zamana mı bırakıyorsun,
bana saniyeleri heba mı görüyorsun,
ben sana ömrümü veriyorum alıyor musun?
Seni nasıl sevdim biliyor musun?

Sana bir şey olmasın diye
kalbime dokunamıyorum
içinde sen yaşarsın,
sana bir şey olmasın diye
tenime dokunamıyorum
tenimde teninin izi var.
Sense benden aldığın beni cömertçe
har vurup harman savuruyorsun
seni nasıl sevdim biliyor musun?

Seni nasıl sevdim diyorum,
beni duyuyor musun?
Beni duyman lazım,
beni duymalısın
çünkü ;
sen padişahların, perilerin kızısın
sen Aslı’sın, Şirin’sin, Leyla’sın
Ferhat´a dağları deldiren aşkı
bana yaşatan kadınsın
beni duymalısın.

Sen yeni doğmuş, saf, sabi,
zerre kadar günahı olmayan
taze bebek canısın,
otuzunda bile süt kokarsın,
sen zalim olamazsın beni duyarsın.
Sen duru bir susun, Peygamberin torunusun
beni duyuyor musun?
Seni nasıl sevdim biliyor musun?

Sensiz gelen her sabahın doğan güneşine
uyanmak ne kadar zifiri karanlıkta
kalmakmış sen biliyor musun?
Seni nasıl sevdim biliyor musun?

Bütün saatlerde seni dolu dolu yaşarken,
yüreğimin penceresinden sana koskoca Ankara´yı
santim santim gezdirirken,
ALLAH aşkına sen beni kaç saniye
düşünüyorsun.
Seni nasıl sevdim biliyor musun?

Seni senden, seni benden, seni onlardan,
seni ağrıyan yanımdan bile çok sevdim.
Yoksa sen gülüyor musun?
Seni nasıl sevdim biliyor musun?