| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

hepsi burada

oyun,son çıkan filmler ve daha neler neler var burada

Ana Sayfa | Yazılar | Resimler | Videolar< önceki | sonraki >
60 "sağlık haberleri" etiketi kullanan gönderi (sayfa 2)"sağlık haberleri" etiketi kullanan diğer içerikler resimler, videolar

Yumurtayı yasakladığım hastalardan özür dilerim,yumurta,özür dilerim,ı prof. dr. bingür sönmez,yumurta faydaları

Yumurtayı yasakladığım hastalardan özür dilerim Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Bingür Sönmez, pastanın üzerine sürülen yumurtayı bile yasakladığı hastalarından özür diledi ve "Yıllarca yemeyin dedik, neden şimdi yiyin diyoruz? Çünkü, son yapılan araştırmalara göre, yumurta insanlarda kan kolesterol seviyesinde önemli bir artışa yol açmıyor" dedi.

BİLİMSEL Tavukçuluk Derneği Türkiye Şubesi’nin düzenlediği "Bilinen Yumurtanın Bilinmeyen Yönleri" sempozyumuna katılan kalp ve damar cerrahı Prof. Dr. Bingür Sönmez, yıllarca pastanın üzerine sürülen yumurtayı bile yedirmediği hastalarından özür diledi. Prof. Dr. Sönmez, "Yumurtadaki kolesterolden korkmaya gerek yok" dedi. Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker de, "Yumurtanın itibarının iade edilmesini saygıyla karşılıyorum" dedi.

Ortaköy Princess Otel’de düzenlenen sempozyumun açılışına katılan Memorial Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, kolesterolsüz bir yaşam olmayacağını belirterek, şunları söyledi: "Günde 300-500 kolesterol çocuklukta büyümek yaşlılıkta nörolojik sistemin korunması için gerekli. Bir insana neyi yasaklıyorsak zarar hesabını iyi yapmamız lazım. Yıllarca yemeyin dedik şimdi neden yiyin diyoruz? Çünkü son araştırmalara göre yumurta insanlarda kan kolesterol seviyesinde önemli bir artışa yol açmıyor. Üstelik bir yumurta iyi huylu HDL kolesterolü 3-4 miligram yükseltiyor. Hastaya zarar vermiyor. Erişkinler haftada üç-dört yumurta yesinler. Anneler çocuklarına fast food yedireceklerine günde bir yumurta yedirsinler."

Prof. Dr. Bingür Sönmez, Omega 3’ü yüksek yumurta üretilmesi için de çağrıda bulunarak, "Balık yiyerek Omega 3 miktarını elde etmek çok zordur. 40 yaşından sonra herkes günde bir miligram Omega 3 almalı. Omega 3’ü alacağımız başka bir yiyecek yok. Bilim adamlarının yapması gereken Omega 3 yönünden zengin yumurta üretebilmek" dedi.

Kadınları cinsellikten soğutan 10 neden,cinsellik,kadın,haber,kadın sağlığı,sağlık,kadın ilişkileri

Kadın ve Seks İnternetteki sitelerde en çok konuşulan, bloglarda dile getirilen konulardan biri kadınları cinsel isteksizliğe iten nedenler ve çözüm yolları olarak karşımıza çıkıyor.

Uzmanlara göre kadınları cinsellikten soğutan birçok neden olabilir, ancak en çok bilinen 10 neden şöyle sıralanıyor:

1. Gebeliği önleyici doğum kontrol ilaçları kullanmak bazı kadınların seks isteklerini azaltıcı rol oynayabilir. Bunun yanı sıra spiral, prezervatif gibi araçlar da kadınların seks isteklerinin azalmasına neden olabilir.

2. Antidepresan kullanmak. Herkesin seks isteğini bu şekilde etkilemese de çoğu kadının seks isteğini azaltır.

3. Emzirme. Prolaktin hormonu seks isteklerini azaltır. - Uykusuzluk. Çoğu kadın için ilişkilerde uyku seksten önce gelir.

4. Stres. İş yoğunluğu, eğitimle ilgili stresler, aile sorunları veya hastalıklar, ölümler seks isteğini azaltıcı rol üstlenebilir.

5. Stresiniz yükseldiği zaman çoğu kadın seksi bir çözüm olarak görmez.

6. Partnerle uyumlu duygulara sahip olmama. Her ilişkide duygusal ve tutku olarak farklılıklar görülebilir. Bu nedenle çiftler seksten uzak durabilir.

7. Testosteron hormonunun düşük olması seks isteğinin az olmasına neden olabilir.

8. SHBG seviyesinin yüksek olması. Bir kadının Sex Hormone Binding Globulin (SHGB) yüksek olması da belki sekse olan ilgisinin az olmasına neden olabilir.

9. Mahremiyet korkusu. Bazı kadınlar mahremiyetlerine aşırı düşkündürler. Bu durum çiftlerin seks yapmasına engel teşkil edebilir.

10. Vücudunu beğenmeme. Bazı kadınlar vücutlarının nasıl göründüğüne önem verirler. Vücutlarını beğenmeyen kadınlar partnerlerinin gözünde kendilerini kendi gözleriyle algılarlar. Bu nedenle seksten uzak dururlar.

Bu tür sorunları olan kadınlar daha önce bunları yaşayanların deneyimlerini ve çözüm önerilerini okumalılar, araştırmalılar ve paylaşmalılar. Çiftler sorunu çözemiyorlarsa bir seks terapistinden destek almaları yararlı olacaktır.

Şiddetli baş ağrınız var mı,baş ağrısı,sağlık,sağlık haberleri

Baş Ağrısı Memorial Hastanesi Beyin Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Yaşar Kaynar, baş ağrısı, apati, bulantı, kusma, vücudun bazı bölgelerinde güçsüzlük, epilepsi nöbetleri, kişilik bozuklukları ve bazı yeteneklerde bozulmanın beynin içinde baskı olduğuna işaret olduğunu, ancak her beyin tümörünün öldürücü olmadığını bildirdi.

Prof. Dr. Kaynar, yaptığı yazılı açıklamada, tümörün insan vücudunda olmaması gereken yerde oluşan bir doku ya da herhangi bir dokunun olması gereken yerde kontrolsüz büyümesi olduğunu belirtti.

Her tümörün öldürücü olmadığını, sadece beyin dokusunun bir istisnası olduğunu belirten Kaynar, açıklamasında ''Beyin kafatası içinde kapalı bir odada yer aldığından, iyi huylu tümörler de baskı sonucu öldürücü olabilirler'' görüşünü dile getirdi.

Kaynar, kafa içinde yer kaplayan lezyonların bütün vakalarda olduğu gibi öncelikle kafa içi basıncın artmasına bağlı belirtiler gösterdiklerini vurgulayarak, şu bilgilere yer verdi:

''Tümör düzensiz bir şekilde büyümeye devam eder ve genişleme, büyüme imkanı olmayan kafatası içerisinde normal beyin üzerine baskı yapmaya başlar. Beyin baskı altında normal görüntüsünü kaybeder ve işlevlerini yerine getiremez. Baş ağrısı, apati (hareket ve mimiklerde yavaşlama), bulantı, kusma, vücudun bazı bölgelerinde güçsüzlük, epilepsi nöbetleri, kişilik bozuklukları ve bazı yeteneklerde bozulma (hesap yapma, yazı yazma gibi) beynin içinde baskı olduğuna işarettir. Beyin tümörleri yeni doğan çocuklar dahil her yaşta görülebilir, kadınlarda ve erkeklerde görülme oranı da tümör cinsine göre değişir.''

-CERRAHİ TEDAVİ-

Kaynar, beyin tümörünün kesin teşhisi için beyin tomografisi veya MRG tetkiki gerektiğini ve beyin tümörlerini beyin hücresi kaynaklı olmayan iyi huylu tümörler ve beyin hücresinin kendi tümörleri olan kötü huylu tümörler olmak üzere ikiye ayrıldığını kaydetti.

İyi huylu tümörlerin yavaş üreme hızına sahip olduğunu ve beyin dokusundan kolaylıkla ayrılarak tümü veya tümüne yakın kısmının çıkarılabildiğine işaret eden Kaynar, bu nedenle ameliyat sonrası sonuçların çok iyi olduğunu ve tek bir operasyon ile hayatın sonuna kadar kür şansı bulunduğunu dile getirdi.

Kötü huylu tümörlerin çok hızlı üremesi nedeniyle ameliyatla tamamen alınamadıklarını belirten Prof. Dr. Mehmet Yaşar Kaynar, şunları kaydetti:

''Tümörleşen doku beynin fonksiyonlarını gerçekleştiren kendi dokusudur. Bu sebeple aslında cerrahi olarak çıkarılan her doku fonksiyon kaybıdır. Ameliyat sonrası belli bir zaman süresi içinde tekrar büyüyerek beyine baskı yapmaya devam ederler. Kötü huylu tümörlere, vücudun başka bir bölgesinden beyin dokusuna yayılmış metastatik tümörler de girer. Beyin tümörlerinin tedavisi sıklıkla cerrahidir. Cerrahi tedavi sonrası kimi zaman kemoterapi, kimi zaman radyoterapi bazen her ikisiyle kombine tedavi yapılır. Beyin tümörlerinde uzman ekiplerin gerçekleştirdiği ameliyatlar ile son derece başarılı sonuçlar alınabilmektedir.

Büro çalışanlarının en çok boynu ağrıyor

ağrılar , boyun ağrısı , boyun ağrısının nedenleri , sağlık haberleri

Boyun Ağrısı Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi'nde 172 büro çalışanının katılımıyla yapılan araştırmada, çalışanların en çok boyun bölgelerinin ağrıdığı tespit edildi.

KTÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gamze Çan, Farabi Hastanesi büro çalışanlarının anatomik ölçümlerinin, mevcut kas iskelet şikâyetleri ile ilişkisinin araştırılması amacıyla 172 sekreter ve büro personelinin katıldığı bir çalışma gerçekleştirdiklerini belirtti.

Çan, çalışma ortamında iş görenlerin 4'te 3'ünün oturarak çalışmasına ve oturma yerleri konusunda birçok araştırma yapılmasına rağmen, büyük çoğunluğunun hâlâ kötü tasarlanmış, genellikle çok yüksek ve rahatsızlık veren sandalye ve koltuklarda oturduğunu ifade etti. Prof. Dr. Çan, "Kötü tasarlanmış bu işyerlerinde çalışmaya bilgisayar kullanımındaki artış da eklenince, sağlık sorunlarında önemli artışlar olmuştur." dedi. İşle ilgili kas iskelet sistemi hastalıklarının azaltılması için kişinin değil, işin kişiye uydurulmasının sağlanması gerektiğini vurgulayan Çan şunları söyledi: "Yükseğe uzanarak çalışma, tekrarlı hareketler, oturma sırasında uygunsuz beden duruşu, baskı, yorgunluk ve aşırı güç uygulamayı gerektiren çalışmalar gibi eylemleri olabildiğince azaltacak iş düzenlemeleri yapılmalıdır. İnsana uygun iş kuralları uygulanmalı, insanın fiziksel ve ruhsal sınırları göz önüne alınmalıdır."

 

Diyet Bozucular,beslenme,diyet,diyet bozucuları,sağlı,sağlık heberleri

 
Diyete her başladığınızın ikinci gününde vaz mı geçiyorsunuz?
 

Yolun sonundaki havuç, güzellik ve sağlık gibi iki önemli şey ama biz yine de vazgeçiyoruz. Peki ama neden? İşte Cosmotürk'ün bize sunduğu nedenler ve önlemleri içeren özel dosya...

EGZERSİZ YAPMIYORSUNUZ

Belki egzersiz yapmaktan nefret ediyorsunuz veya zamanınız yok. Yapılan araştırmalar egzersiz yapan kişilerin daha kolay kilo verdiğini ve kilosunu koruduğunu gösteriyor. Aktivite kalorileri yakar, metabolizmayı hızlandırır ve iyi hissetmenizi sağlar.

Çözüm: Yüzmeyi seviyorsunuz fakat yüzme havuzu 30 dakika uzakta diye gitmiyorsunuz değil im? Her gün programınıza 30 dakikalık bir aktivite eklemek (yürüyüş, merdiven çıkmak, dans vs.) haftanın üç günü aerobik yapmak kadar etkili.

KİMSE SİZİ DESTEKLEMİYOR

Çevreniz "Bir tane daha al!" veya "Diyete yarın başlarsın!" diyen insanlarla sarılıysa.

Çözüm: Pittsburgh Üniversitesi'nin bir çalışmasına göre birlikte kilo veren arkadaşlar veya diyet yaparken destek alanlar yalnız diyet yapanlara göre daha iyi sonuç alıyor. Sizinle aynı durumda olan insanlarla konuşmanız birbirinizi olumlu yönde etkilemenizi sağlıyor. Hedefinize ulaştığınızda arkadaşınızı yüz üstü bırakmayacağınız konusunda onun içini ferahlatın. Bir arkadaşınızdan egzersiz yaparken size eşlik etmesini isteyin, erkek arkadaşınıza sizi iltifatlarıyla desteklemesini söyleyin veya kendinize bir yaşam koçu bulun.

İNCE OLDUĞUNUZU DÜŞÜNMÜYORSUNUZ

Ne yediğinizden önce ne düşündüşündüğümüz önemli. Düşünceler gerçekleşir. Eğer kafanızın içinde bir ses "Ben kilo veremiyorum, işe yaramıyor" diyorsa hızlı bir düşüş içine girersiniz.

Çözüm: "Yapamıyorum", "Asla", "Her zaman" gibi kelimeleri yasaklayın. "Çok meşgulüm" veya "Bu benim hatam değil, genlerim böyle" gibi sözler yerine "Biliyorum zor fakat başaracağım" ve "Bu hafta iyi geçti" gibi pozitif şeyler düşünün ve söyleyin. Kendinize yapabileceğinizi, başarabileceğinizi telkin edin.

DİĞER İNSANLARI DAHA FAZLA ÖNEMSİYORSUNUZ

Hayır" diyemiyorsunuz, özellikle spora gitmeniz gerekirken bir arkadaşınızın size ihtiyacı olduğunda. Washington Üniversitesi'nin bir araştırmasına göre kendine saygısı olan ve kilo verme döneminde kendini önemseyen kişiler daha başarılı oluyor.

Çözüm: Diyet dönemini "Kendimi seviyorum" programının bir parçası olarak görün. Sevdiğiniz şeyler için zaman ayırın. Manikür yaptırmak, kitap okumak sizi dinlendirecek, iyi hissetmenizi sağlayacak ve motive edecektir.

YİYECEK BİR ŞEY VARSA YİYORSUNUZ

Her yerde yiyecek var. Güne iyi niyetlerle başlıyorsunuz ama ofiste bisküviler dolaşmaya başlayınca diyetiniz son buluyor.

Çözüm: Felsefeniz "Farkında olmak, uzaklaştırmak ve değiştirmek" olsun. İsteklerinizi aklınızdan uzaklaştırın, yerine sağlıklı şeyleri koyun. Bu irade gücüyle değil, sizi destekleyen çevreyle ilgili. Ev arkadaşlarınızdan kendi peynirlerini ve bisküvilerini saklamalarını isteyin. Bütün zararlı atıştırmalıkları yok edemezsiniz ama çoğundan kurtulabilirsiniz.

GERÇEKÇİ OLMAYAN HEDEFLER KOYUYORSUNUZ

Bir ay şarap içmeyeceğinize dair söz veriyorsunuz fakat sonra kendinizi cuma akşamı iş çıkışı içerken buluyorsunuz. Bu, cumartesi sabahı kızartmalarına oradan da pazar günü diyeti bırakmaya kadar gidiyor. Psikolog James Prochashka bunu 'hata, bir hata daha ve son bulma' çemberi olarak adlandırıyor. Bu kendinizi suçlu hissetmenize ve bütün sistemin çökmesine yol açıyor.

Çözüm: Haftada 1 kilo vermeyi hedefleyin. Çok sıkıcı gibi geliyor fakat bu şekilde kilo vermek daha kalıcıdır. "Şarap, hamur işi yok!" gibi katı kuralları terk edin. Onun yerine "Haftada bir veya iki gün bir kadeh şarap içebilirim" deyin.

BEKLENMEDİK OLAYLAR

İyi niyetlisiniz fakat öyle şeyler oluyor ki, ani kutlamalar, duygusal çöküşler vb. gibi sizi yoldan çıkarıyor.

Çözüm: Yolunuzun üstünde açken gidebileceğiniz light yemekler yapan bir yer bulun. Yoğurt ve az yağlı gevrekler fındık fıstıktan daha mükemmel değil ama formunuzu korumanız açısından çok daha yararlı.

YEMEK YEMEK SİZİ RAHATLATIYOR

Her sıkıntı hissettiğinizde yiyorsunuz. Bu, duygularınızı rahatlatıyor fakat sonra suçlu hissetmenize yol açıyor ve sizi daha çok yemeye itiyor. Bir kısır döngü yani.

Çözüm: Kendinizi kötü hissettiğinizde oyalanacak bir şeyler bulun. Yatağınızı toplayın, bulaşık yıkayın, yürüyüşe çıkın veya seks yapın. Egzersiz sizi rahatlatacak ve kalori yakmanızı sağlayacak. Eğer mutsuz ruh haliniz sürekliyse daha uzun soluklu çözümler bulun: salsa derslerine katılmak, toplantı organize etmek gibi. Bunlar yemek yemekten çok daha iyi metodlar.

Yorgunluğa karşı karanfil

Prof.Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu

Değerli okuyucu, karanfil Osmanlı mutfağının vazgeçilmez bir baharatıdır. Kuvvet macunlarında, aşurede karanfilden vazgeçilmez. Çiçekçilerin satışa sundukları ve halk arasında bilinen karanfil çiçeği ile hiçbir alakası yoktur. Anavatanı Endonezya ve İspanya olarak bilinir. Hindistan ve Sri Lanka’da bol miktarda yetiştirilir ve bu mutfakların vazgeçilmez baharatıdır. Avrupalılar karanfili turşu ve tatlılarında çeşni vermesi amacıyla kullanırlar.

Diş ağrısına karşı etkili  

 Karanfil ağacının tomurcuklarından elde edilen bu baharat, odunumsu ve koyu kahve-siyah renklidir. Yaklaşık iki-üç santimetre boya eriştiklerinde hasat edilirler. Anadolu’da halen çürük dişlerde ağrı kesici olarak kullanılmaktadır. Çürük dişin oyuğuna, ezilmiş kuru karanfilin bir parçası yerleştirilir veya da yağından bir damla damlatılır. Ağrı kesici gücünü içerdiği gallik asitten alır. Genel bir kural olmasa da lokantalarda içki kokusunu almak için masanıza bir çanakta karanfil sunulur.

İshale karşı

Onu ilk araştırmaya başladığım yıllar doksanlı yılların başlarıydı. Kuru karanfilde beni ilk şaşırtan, içeriğinde alpha-kadinol, alpha-kubeben ve maslinik asit etkin maddelerinin aynı anda bulunmasıydı. Bu üç ana etkin maddeyi başka hiçbir bitkinin çiçeğinde aynı anda bulamazsınız. Bu özellik karanfile özgüdür. Onun bu ayrıcalığı ishale karşı bu üçlünün bir arada bulunmasında saklıdır. Eğer ishal olduysanız  hiç çekinmeden karanfil kürünü birkaç gün uygulayabilirsiniz. İshale bağlı karın sancılarını, bağırsak hareketliliğini kısa zamanda nasıl ortadan kaldırdığını hayretle gözleyebilirsiniz.

Direnci artırır

Karanfilin alternatifi yoktur. Onun sahip olduğu bazı özellikleri ve kimyası başka hiçbir bitkiyle veya baharatla mukayese edilemez. Kendinizi yorgun mu hissediyorsunuz? Zihin yorgunluğunuz da mı mevcut? Başınızda veya üzerinizde bir ağırlık mı hissediyorsunuz? Veya gergin misiniz? Bir bardak su kaynatın ve hemen sıcakken üzerine dokuz-on adet karanfil tanelerinden ilave ediniz. Beş-altı dakika bekledikten  
sonra karanfilleri içerisinden çıkarmadan yudum yudum içiniz. En geç on dakika sonra yorgunluğunuzun gittiğini, vücut direncinizin arttığını gözlemleyebilirsiniz. Çok daha önemlisi, günün yorgunluğuna bağlı zihin yorgunluğunuzun ortadan kalktığını daha dinamik düşünsel güce sahip olduğunuzu hayretle hissedebileceksiniz.
Üzerinizdeki gerginliğin de yavaş yavaş ortadan kalktığını göreceksiniz. Karanfilin bu konudaki etkilerini daha da artırmak istiyorsanız, kendinize bir çay demleyip içerisine 10-12 adet karanfil atınız, birkaç dakika bekledikten sonra çayınızı yudumlayarak keyfini çıkartınız. İçtikten 5-10 dakika sonra zihin yorgunluğunuzun kaybolduğunu ve daha zinde olduğunuzu hayretle gözlemleyebilirsiniz. Bu amaçla uygulayacağınız karanfilli çayı haftada 3-4 defadan fazla uygulamayınız ve alışkanlık haline getirmeyiniz.

GÜNÜN KÜRÜ

İshale karşı

Sabah kahvaltısından bir saat sonra yedi-sekiz adet karanfil çiğnenmeden oda sıcaklığındaki bir- iki yudum suyla  yutulur. Aynı gün akşam yemeğinden iki saat önce yedi-sekiz adet karanfil, oda sıcaklığındaki bir-iki yudum suyla çiğnemeden yutulur. Bu küre en fazla yedi gün devam edilir. Kullanılacak karanfilleri yutmadan önce ortadan ikiye bölüp suyla yutmak daha etkilidir. Havanda ezerek daha etkili olur düşüncesine kapılmayınız. Havanda ezildikten sonra alınması yanlıştır. Etkisi azalır.

Zihin yorgunluğuna karşı birebir

Taze demlenmiş bir bardak sıcak çayın içerisine 10-12 adet kuru karanfil ilave edilir. Üç-dört dakika bekledikten sonra yudum yudum içilir. Şeker ilave edilmeden içilmesi en etkili şeklidir. Çayınızı yudumlarken ağzınıza gelen karanfil tanelerini dişlerinizin arasında hafif ezerek eminiz. İkinci bardak çay içecekseniz, içerisinde kalan karanfilleri kullanınız, yeniden karanfil ilave etmeyiniz. Karanfilli çay içimini günde iki, haftada dört kereden fazla uygulamayınız. Alışkanlık haline getirmeyiniz. Vücut direncinizin azaldığı, zihin yorgunluğu ve strese bağlı yorgunluk hallerinde uygulayınız.

DİKKAT: KARANFİL KÜRÜ UYGULANIRKEN

İshal şikayetlerinde karanfil, çay olarak içilmemelidir. Birkaç yudum oda sıcaklığındaki su ile alınmalıdır. Trombozit (platelet) düşüklüğü sorunu yaşayan hastaların karanfil kürünü uygulamamaları gerekir. Özellikle bazı ilaçlar, yan tesir olarak trombozit düşüklüğüne neden olabilmektedir. Bu türden ilaçları kullanan hastaların karanfilden uzak durmaları gerekir. Kullanacağınız karanfillerin raf ömrünün bir yıldan daha fazla olmamasına özen gösteriniz. Bir yıldan fazla beklemiş karanfilleri kullanmayınız.  Kuru karanfili iki parmağınızın arasında ezmeye çalıştığınızda, eğer kolayca kırılıp ufalanıyor ise, kullanmayınız. Raf ömrünü çoktan doldurmuş demektir.

Kanser hastalarına yardımcı
Kemoterapi veya radyoterapiye bağlı gelişen ishaliniz var ise, birkaç günlük karanfil kürü mükemmel bir yardımcıdır

Meme kanseri riski yaşlandıkça artıyor

Meme kanserine yakalanma riskinin yaş ilerledikçe arttığı bildirildi.

 "Füsun Sayek Kültür ve Sanat Etkinlikleri" için Hatay’a gelen Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Genel Sekreteri Prof. Dr. Şuayib Yalçın, yaptığı açıklamada, kadınlarda kanser ölümleri arasında meme kanserinin ilk sırada yer aldığını söyledi.

Yaş ilerledikçe meme kanserine yakalanma riskinin artığını ifade eden Yalçın, şöyle devam etti: "Her yıl dünyada 1 milyondan fazla, Türkiye’de de yaklaşık 150 bin kişi meme kanserine yakalanıyor. Ayrıca yılda toplam 7 milyon 600 bin kadını kanser nedeniyle kaybediyoruz. 40-49 yaş arasında her 66 kadından 1’inde, 50-59 yaş arasında da her 40 kadından 1’inde meme kanserine yakalanma riski var. Bu risk yaş ilerledikçe daha da artmakta. Avrupa’da meme kanserinin daha yaygın olmasının nedeni de bu. Türkiye’de kadınların çalışma hayatına girmesi,doğurganlığın azalması nedeniyle gelecekte kansere yakalananların sayısında bir artış bekleniyor.

Şu an Avrupa’da 8, Türkiye’de de her 12 kadından 1’inin meme kanserine yakalanma riski var. Ancak Türkiye’de kadınların yaşam standartlarıyla ilgili bir takım önlemler alınmazsa bu risk artabilir ve Avrupa’nın önüne geçebiliriz."

Kadınların meme kanseri riskine karşı alışkanlıklarına dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Yalçın, "Türkiye’de nüfus hızla yaşlanıyor. Yaşlanma meme kanserine yakalanma riskini de beraberinde getiriyor. Bu hastalığa karşı riski azaltmak için beslenme alışkanlıkları ve sporla kadınlarımızı daha sağlıklı yaşlandırmalıyız" diye konuştu.

- "KENDİ KENDİNE MUAYENE" -

Kadınların meme kanseri konusunda çok bilinçli davranması gerektiğini vurgulayan Yalçın, "20’li yaşlardan itibaren her kadının kendi kendine muayene yapması gerekiyor. Çok basit olan erken tanı yöntemiyle kadınlar baş belası olarak düşünülen meme kanserinden korunabilirler. Ancak bazı kadınlar, kendi kendine muayenede eline kitle gelmesine rağmen, utandıkları için hekime başvurmuyor. Bu da hastalığın tüm vücuda yayılmasına, tedavi için çok geç kalınmasına neden olabiliyor" dedi.

Yalçın, kadınların 40’lı yaşlardan itibaren de yılda bir kez mamografi çektirmesi gerektiğini kaydetti. Yalçın 12 ilde kurulan Kanser Erken Teşhis ve Tarama Merkezlerinde (KETEM) mamografinin ücretsiz çekildiğini, ayrıca kurum olarak da çeşitli kampanyalar düzenlediklerini belirterek, kadınların takibi elden bırakmaması gerektiğini söyledi.

- "ERKEKLER DE RİSK ALTINDA" -

Meme kanserinin sadece kadınlara özgü bir hastalık olmadığını belirten Yalçın, erkeklerin de bu konuda dikkatli olması gerektiğini söyledi. Erkeklerden meme kanserinin daha tehlikeli olduğuna dikkati çeken Yalçın, "erkeklerde meme dokusu olmadığı için hastalık tüm vücuda daha hızlı yayılır. Bu nedenle kadınların aksine erkeklerde geri dönüşü zor sonuçlarla karşılaşabiliyoruz. Meme kanseri konusunda erkeklerin de kadınlar kadar dikkatli olması, kendi kendine muayene yapmaları önemli" görüşünü ifade etti.

Migren ve meme kanseri

meme kanseri Amerikalı araştırmacılar, migreni olan kadınların meme kanserine yakalanma riskinin yüzde 30 az olduğunu ileri sürdü.

Araştırmacılar, bu araştırmayla meme kanseri ile migren arasındaki ilişkinin ilk kez incelendiğini ve sonuçlarının, kadınlarda meme kanseri riskini azaltmak için yeni yollar açabileceğini ifade etti.

Seattle kentindeki Fred Hutchinson Kanser Araştırmaları Merkezi’nden doktor Christopher Li, genelde migren geçmişi olan kadınlarda, hiç olmayanlara nazaran meme kanseri riskinin yüzde 30 düşük olduğunu bulduklarını ifade etti.

Seattle bölgesinde menopoz sonrası meme kanserine yakalanan 1.938 ve meme kanserine yakalanmamış 1.474 kadın üzerinde yaptıkları iki çalışmayı analiz eden Li ve meslektaşları, bu kadınlardan migren teşhisi konmuş olanlarda meme kanserine yakalanma riskinin yüzde 30 az olduğunu buldu.

Migren geçmişi olan kadınlarda meme kanseri riskinin az olmasının nedeni tam olarak açıklanamasa da, Li ve meslektaşları, bunda hormonların rol oynadığını tahmin ediyor.

Li, araştırma sonuçlarının dikkatli yorumlanması gerektiğini ve bu sonuçların meme kanseri riskinde olası bir yeni faktöre işaret ettiği uyarısında bulundu.

Güçlü hafıza için 11 öneri

Güçlü hafıza için 11 öneri Unutkanlık herkesin en büyük düşmanlarından biri. Aklimizi daha iyi kullanmak ve unutkanlığı azaltmak elimizde. Nasıl mı?

Unutkanlık sorunu, yaslanan insanin en önemli korkularındandır. Özellikle 50'li yaslar sonrasında ufak tefek unutkanlıklar ile ciddi bellek sorunları birbirine karıştırılır.

Orta yaslıların nerdeyse yarısı kendilerinde bir bellek kaybı sor ununun başladığını zanneder. Hemen belirtelim! Bunların çoğu küçük ve hös unutkanlıklardır. Hayati tatlandıran ve keyif katanlar biraz da bu nükteli olaylardır!

Belleği güçlü tutmanın pek çok püf noktası, uyulması gereken çok sayıda kuralı var. Harvard Tip Okulu öğretim üyesi Dr. Horon P. Nelson zinde bir beyne sahip olmanın temel kurallarını söyle sıralıyor:


*Hipertansiyonu ve kolesterol yüksekliği sorununu önleyin ya da kontrol altına âlin.

Kalbiniz için kötü olanın beyniniz için de kötü olduğunu unutmayın.

*Alkolü azaltın.

Erkeklerin iki, kadınların bir ölçüden (bir ölçü içkiyi ‘bir bardak şarap' olarak kabul edebilirsiniz) daha fazla alkol kullanması beyin hücrelerini tahrip etmektedir.

* İyi ve kaliteli uyku uyuyun.

İyi bir uyku için ortalama 8 saat gerekir. Kaliteli uyku beynin yeni öğrenilenleri pekiştirmesini sağlar. Öğrenilmiş bilgilerin pekiştirilmesinin uzun süreli belleğin en önemli desteği olduğu biliniyor.

*Stresinizi iyi yönetin.

Ölçülü ve kontrollü stres dikkati yoğunlaştırmakta, odaklanmayı arttırmaktadır. Kontrolsüz, uzun süreli ve aşırı stres ise dikkati sürdürme kapasitesini yok etmekte, unutkanlığı tetiklemekte, kortizon hormonunu yükselterek beynin bellek için önemli bölümlerinde hasar geliştirmektedir.

*Yeni şeyler öğrenmeye devam edin.

Her yeni bilgi ve beceri birer bellek egzersizidir. Yeni sporlar, hobiler, araştırma alanları, heyecanlı ve zevkli problemler, ezberlenen yeni şiirler ve yeni diller beyniniz için en güçlü vitaminlerdir.

*Tembelliği bırakın.

Zihinsel faaliyetlerinizi sınırlamayın. Özellikle televizyon seyretmek gibi pasif faaliyetleri azaltın. Televizyon karsısında geçirdiğiniz saatler sadece bedensel değil, ruhsal sağlığınızı da kötü yönde etkiler.

*Her gün egzersiz yapın.

Günde 30–45 dakika, haftada en az 4 gün yürümeye, is saatlerinde daha çok aktif olmaya, kısa mesafelerde taşıt kullanmamaya çalısın. Özellikle yürümenin beyin sağlığı ve yeniden yapılanma sürecini olumlu yönde etkilediğini gösteren çok sayıda kanıt var. Beynin yeni yetenekler kazanabilmesi beyin hücreleri arasında güçlü ve yoğun yeni bağlantılar oluşturabilmesinin baslıca desteklerinden biri de düzenli ve ilimli egzersizlerdir. Bizim önerimiz fırsat buldukça yürümenizdir.

*Kullandığınız ilaçları yeniden gözden geçirin.

Özellikle beyni etkileyen ilaçları doktor önerisi olmadan kullanmayın. Depresyon giderici, uyku verici, ruhsal gevşetici ilaçlara komsu, es dost tavsiyeleri ile başlamayın.

*Reçetesiz satılan ilaçları rasgele yutmayın.

Doğal ya da zararsız diye kullanabileceğiniz bitkisel ürünlerin (valerianlar), besin desteklerinin (melatonin) ve diğerlerinin (hüperzin, Sem’e) beyin hücrelerinizi üzebileceğini, zihinsel fonksiyonları bozabileceğini unutmayın. Antihistamik- antialerjik ilaçları özellikle alüminyum içeren antiasitleri ve uyku kolaylaştırıcıları doktorunuzla konusmadan uzun süre kullanmayın.

*Vitaminlerden yararlanın.

E ve C vitamini gibi antioksidan vitaminlerin, selenyum gibi serbest radikal avcısı minerallerin hücreleri oksitlenmekten koruyan güçlerinden faydalanabilirsiniz. Yeteri kadar B vitamini, özellikle B12 vitamini aldığınızdan emin olun. Dengeli bir beslenmenin de yaslılıkta vitamin eksikliğine yol açabileceğini hatırlayın.

*Hayata bağlı kalın.

Hayatınıza önem katan bağları iyice sıkılaştırın. Huzurunuzu koruma ve güçlendirmeye bakin. Aileniz, dostlarınız, isiniz, hemşerilik ve vatandaşlık bağlarınıza, inançlarınıza daha sıkı sarılın, insanlarla daha sık birlikte olmaya, aileniz ve arkadaşlarınızla olumlu ilişkiler kurmaya ve sosyal aktivitenizi çoğaltmaya çalısın. İyi sosyal ilişkileri olan yaslılarda bellek fonksiyonları bozulmuyor. Sosyal ilişkiler bir taraftan zihinsel egzersizleri yoğunlaştırıyor, diğer taraftan çeşitli olayların ruhsal travmalarını hafifletmeye yardımcı oluyor.

Basen eriten diyet

Uygulayacağınız 6 haftalık diyetle kalça ve basen bölgelerinizdeki fazla yağlardan kurtulabilirsiniz.
Amerikalı ünlülerin denediği bu diyetle sadece vitrinden izlemekle yetindiğiniz dar pantolonları üzerinizde rahatlıkla taşıyabilirsiniz.
Tabii rakiplerinizi kıskandırıp, partnerinizi büyülemek de cabası... Diyetin amacı Hareketsizlik ve yanlış beslenme sonucu vücudun alt tarafında toplanan yağlardan kurtulmak için çok özel bir diyete ihtiyaç var.
Uygulayacağınız diyet her yerde kolayca bulup tüketeceğiniz gıdalardan oluşuyor. En önemlisi de oldukça ekonomik oluşu. Diyetin birinci dereceden etkilediği bölüm kalça ve basen ardından da bacaklar geliyor.
Özellikle binici pantolonu olarak adlandırılan kalça ve diz kapağı bölgesinde fazla kilo problemi olan kişiler tam 6 hafta içinde etkili çözüme kavuşabiliyorlar. Diyet kayısı ve badem müslisi olarak tanımlanıyor.
Müslinin hazırlanışı :Hazırlayacağınız müslinin tadı oldukça leziz. İçeriğinde badem ve kurutulmuş meyveler ve tahıllar kadar pek çok vücudunuza faydalı gıdalar bulunuyor. Ancak hepsi bir araya getirildiğinde kalça bölgenizdeki yağları hızla eritip, sizi forma sokuyor.
Hazırlanışına gelince...
2 fincan yulaf tanesi, 2 fincan kırılmış fındık, 1 fincan buğday, 1 fincan çekirdeksiz kuru üzüm, 1 fincan ayçiçek tohumu, 1 fincan badem, 1 fincan ince kıyılmış kuru kayısı Malzemeleri karıştırıp, blenderdan geçirin.
Hazırladığınız karışımı tam 12 porsiyon olacak şekilde eşit parçalara ayırın. Her porsiyonda karışımı bir bardak diyet soğuk süt ilave ederek tüketeceksiniz. Tabii üzerine yarım dilim muz da ekleyebilirsiniz.
Her günkü program
Kahvaltı: Bir porsiyon hazırladığınız müsli, bir fincan süt ve dilimlenmiş yarım dilim muz Saat 11.00: Bir elma
Öğle: Bir porsiyon müsli ve yarım muz
Öğleden sonra: Bir avuç kuru üzüm
Ana öğün: Meyveyle birlikte temel gıdalar
Yatmadan önce: Bir portakal Meyveler: Elma, kayısı, iki kurutulmuş erik, bir mango
ANA ÖĞÜNLER
Pazartesi: Bir parça tavuk kanat ya da göğüs ızgara, yeşil salata ve bir meyve
Salı: İki yumurtalı omlet, domates ve rendelenmiş havuçla tüketilecek.
Çarşamba: Bir çay fincanı büyüklüğünde yer tutan spagetti. Bir meyve.
Perşembe: İnce dilimlenmiş bir tavuk göğsü. Haşlanmış havuçla servis yapılacak. Dilerseniz yanına haşlanmış brokoli de alabilirsiniz. Bir meyve.
Cuma: Ton balıklı yeşil salata. Bir adet katı pişmiş yumurta. Bir meyve.
Cumartesi: Bir parça hindi göğsü, mısırla karışık yeşil salata. Bir meyve.
Pazar: 3 dilim rosto edilmiş biftek, havuçlu brokoli salatası ve iki adet haşlanmış patates. Bir meyve.