| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

hepsi burada

oyun,son çıkan filmler ve daha neler neler var burada

Ana Sayfa | Yazılar | Resimler | Videolar< önceki | sonraki >
65 "aşk" etiketi kullanan gönderi (sayfa 2)"aşk" etiketi kullanan diğer içerikler resimler, videolar

Gidiyorum

idiyorum 

Ve artık gidiyorum..
Gözyaşlarına aldırmadan sessizce...
Bir rüzgarla beraber,
GİDİYORUM...

itmek 

Susmak yakışmaz derdin.
Ben ise, yine susuyorum.
Konuşma sırasını gözlerime bırakıyorum.
Çünkü dudaklarım anlatamaz sana.
Sebebi yok, sadece
GİDİYORUM...

itmekk

Yordu beni yaşananlar.
Yoruldum artık.
Her anım bir işkence,
Her anım bir kabus.
Sonu yok,bitmeyecek biliyorum.
Belki uzzaklaşmak,belkide kaçmak.
Ne dersen de ama
GİDİYORUM...

Yusuf Çermik

Aşk hem ödül hem acı

 Aşık kişi terk edilince neler yaşıyor, aşk insana neler yaptırıyor, ruh halleri nasıl oluyor?

 

Aşık kişi sevgilisinin varlığı esnasında ödüle alışıyor, olmayınca ise acı çekiyor. Aşık kişiler neden dünyaya ve çevrelerine farklı bakarlar? Neler olurda beyinlerinde hiçbir şeyden çekinmez ve korkmazlar? Sevdikleri uğruna her acıyı ve cefayı nasıl göze alabilmektedirler? Terk edilen aşıkların ruh halleri nasıldır? Her gün üçüncü sayfa haberlerine konu olan aşk cinayeti haberlerine birde bu açıdan bakmalı… Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi'nden Prof. Dr. Kemal Arıkan sorularımızı yanıtladı:

 -   Aşk beyinde nasıl bir değişime neden olmaktadır?/_np/1947/6791947.jpg
Aşk beyinde ödül merkezini sürekli uyarmaktadır. Limbik sistem dediğimiz beyin bölgesinde aktivitede artışa yol açmakta oradan da otonom sistemde düzenli çalışmaya sebep olmaktadır. Yani aşk sadece beyinde değil tüm vücutta sağlık veren bir düzene yol açmaktadır.

-Aşk acısı kişinin bünyesinde ne gibi değişimler yapar?
Aşk acısı çeken kişi yavrusunu kaybeden bir ana gibidir. Aşık kişi sevgilisinin varlığı esnasında ödüle alışmıştır. Kaybettiğinde derin bir yoksunluk hisseder. Otonom sistemi baştaki düzenli halini yitirir. Otonom istemin idaresindeki tüm organlarda negatif bir etkileniş söz konusudur. Tansiyon değişir. Mide-barsak hassaslaşır. Kalp ritmi bozulur vs.

 -  Aşk acısı ile dirençli depresyon aynı şey midir?
Aşk ile depresyon arasında nöroendokrin mekanizmalar açısından az-çok bir yakınlık vardır. Her ikisinde de serotonerjik, dopaminerjik sitemler rol almaktadır. Ayrıca aşkta vazopressin ve oksitosin mediatör rol oynamaktadır. Aşk acısı dediğimiz sevgilinin yoksunluğu halinde mediatörlere karşı aşırı bir reseptör duyarlılığı sürpriz olmaz. Eğer kişi tedaviye direnç gösterirse elbette yaptığınız benzetme uygun olabilir.

 -Melankoli ve aşk bağlantısı nedir?
Yukarda ifade ettiğim gibi biyokimyasal düzeyde bir bağlantı vardır.
Analitik açıdan bakarsak, aşık olunan kişinin geri çekilmesi bir çeşit ceza olarak algılanabilir.  Ya da beğenilmeme duygusu, eksiklik yetersizlik yeteneksizlik gibi hislere yol açmak suretiyle kişiyi derin bir depresyona itebilir.

- Aşk acısı çekenlerin çevrelerinin uyarılarını dikkate almamalarının nedeni nedir?
Kişi aşkına odaklanmıştır. Diğer uyaranların çekiciliği kalmamıştır.
Malum hazza yönelir elemden kaçarız. Haz aşık olunan objede gizliyken ona yöneliriz. Çevrenin "bırak onu!" uyarıları ise yardımcı olmadığı gibi elemi daha da derinleştirmektedir. Sanırım o nedenle aşk acısı içindeki kişi çevresel uyaranlara tepkisiz kalmayı tercih ediyor.

- Aşk acısı çekenlerde kişilik bozukluğundan bahsedilebilir mi? Örneğin bağımlı kişilik midir aşıklar?
Aşk acısı çekenlerde kişilik bozukluğundan söz etmek biraz zor... Zira tanım itibariyle kişilik bozukluğu çok erken yaşlara uzanan bir dizi belirtiyi gerektirir. Ancak soruyu şöyle çevirirsek; kişilik bozukluğu olanlarda aşk acısı çekme ihtimali yüksek midir? Dersek belki de daha yerinde olabilir. İnsanların bir grubu haz almaya kolay alışıyor. Bu ifade ettiğiniz gibi bağımlı kişilik bozukluğu da dahil olmak üzere hemen her türlü kişilik bozukluğunda daha aşikar. Dolayısıyla, konuyla ilgili bir araştırma okumadım ama kuvvetle muhtemeldir ki kişilik bozukluğu olanlarda aşkın acı dozu artabilir.

- Aşkı tutkulu yaşayanlar neden şüpheci ve kontrolcü olmaktadırlar?
Her an kaybetme korkusu ve yanı sıra yetersizlik hisleri varsa kişi kuşkucu ve kontrolcü olmaktadır. Çiftleşme dönemindeki hayvanlara baktığımızda eşlerini sürünün diğer adaylarına karşı koruma ve eşler uğrunda çarpıştıklarını görürüz. Bu kaide aşık insanlar içinde geçerli olsa gerekir. Ya aşkımı kaparlarsa? Ya bendeki olası bir eksiklik aşkımın beni terk etmesine neden olursa gibi kaygılar mutattır.

-  Acı çekmeye eğilimli kişilerde mi karşılıksız aşk yaşanmaktadır?
Mazokistik eğilim de yukarda belirttiğim gibi kişilik bozuklukları arasında sayılabilir. Aynı gerekçelerle sorunuza kısaca evet diyebilirim.

-  Aşk acısı çekenlerin cinayete kadar varan davranışları nasıl meydana geliyor?
Aşk da şiddet eğilimi de nöral temelleri yakın olgulardır. Yavru sevgisi aşkın bir çeşidi olarak kabul edilir. Evladını korumak üzere programlanmış bir ana elbette öfkelidir. Aşık olunan kişinin ya da onu elinden alan şahsın tehdit edilmesi bazen cinayet düzeyine ulaşabilir.

-  Aşkın tutkuya evrilmesi hangi aşamalardan geçerek olmaktadır?
Aşk başından beri bir tutkudur aslında. Ama burada karşılıksız bir aşık tutkuya dönüşmesinden söz ediyorsak o patolojik bir haldir ve tabi ki belirli aşamaları gerektirir. Önce bir şekilde uyarılmış olmak gerekir. Ödül mekanizmalarının harekete geçmesi moleküler düzeyde bir reseptör duyarlılığına sebep olur. Bu birinci aşamadır. Duyarlı olmak. Ardından bunu pekiştiren çevresel faktörler devreye girer. Aşık olunan kişinin o aşka değeceğini ima eden toplumsal etkenler. Antropolojik açıdan bakılırsa, aynı obje için yarışan başkalarının varlığı da tetikleyicidir. Pekiştirilmek, kışkırtılmak. Nihayet, kişi kendi kendine güveyi olmak dediğimiz internal faktörlerle olayı tutkuya
çevirir. 

-  Takıntılı kişiliklerin daha çok aşk acısına düştüğünü söyleyebilir miyiz?
Bu ilginç bir noktadır. Gerçi obsesyonların hakim olduğu kişilerde böyle bir olasılık akla gelebilir ama, bir paradoks olarak o kişilerin entelektüalizasyon dediğimiz savunma düzeneği yoluyla süreci yaşayamadıklarına tanık oluyoruz. Yani aşktan çok söz ediyorlar, aşkın anatomisini adeta biliyor, öğreniyor ve merak ediyorlar ama bir türlü aşık olamıyorlar. Çektikleri acı ise izole oluyor ve bir türlü dışa yansımıyor. Yine yapılmış bir araştırma bilmiyorum ama en azından teorik olarak takıntılı kişilerde gerçek anlamda bir aşk acısına rastlanmadığı kanısındayım.

- Terk edilen aşıklarda ne gibi duygusal yaralanmalar meydana gelmektedir?
Yetersizlik, ümitsizlik, yeteneksizlik gibi depresyonla bağdaşan duygusal yaralanmalar olabileceği gibi, ayrılık anksiyetesi dediğimiz bir derin sıkıntı hali ortaya çıkabilir.

- Aşık sevdiğine acı veremeyeceğine göre zarar verme nasıl olmaktadır?
Elbette normal bir durum değildir. Eğer ortada sado-mazokistik bir patoloji yoksa, ki nadirdir, kişi ya terk edildiği için acı çektirir ya da terk edilmekle tehdit edildiği için. Bu tehdidin her zaman açık olması gerekmez. Kişi sevgilisinin tavırlarında tehdit algılayabilir. Bazen de kişi sevgilisinin empati yoksunu narsisistik tutumuna karşı tepki
gösterebilir. Ona acı çektirerek ilgisini çekmeyi ya da anlaşılmazlığının intikamını almayı hedefleyebilir.

- Aşk acısı çekenlerin daha dürtüsel olduğundan bahsedilebilir mi?
Tabi ki. Frontal korteks bilgi işlem kapasitesi aşan düzeyde bir dizi input almaktadır. Uyaranların kaynağı limbik sistem, ventral tegmental alan vb etki gücü çok yüksek olan bölgelerdir. O koşullarda kontrol elden çıkar ve kişi dürtülerinin esiri olabilir.

- Aşk acısı tedavi edilebilir mi?
Zordur ama mümkündür. İfade ettiğim gibi moleküler mekanizmalarına etkili ilaçlar ve psikoterapi denenebilir.

 -   Neler yapılır tedavilerinde?
Öncelikle farmakotereapi düşünülmelidir. Ardından kognitif davranışçı psikoterapi ve destek tedavisi düşünülmelidir.

Aşk nedir

Aşk ateşi sardı içimi bilemezsin ey derviş
Gelip görmen gerek bu yaralıyı, kalbindedir acısı
Unuttu sevdalısı, yarınlara bıraktı sevdasını
Gelmedi yıllar geçti, gelmedi hüzünler birikti
Karanlık bir yolda yürürken ilk gördüm onu
Işığıyla aydınlattı yolumu ve kalbimi de çaldı
Denizlere anlattım derdimi, döktüm gözyaşlarımı

Feryatlarım dalgalara karıştı, sessizce geri döndüler yine
Acısını taşıyor bu yürek,
Gelecek bir gün sevdalısı, dindirecek acısını
Gelmedi yıllar geçti, gelmedi acılar direndi
Kalbim oyuk oyuk kayalara benzer
Yılların hasreti şu içimi mahveder
Yeniden hayata onunla bağlanmıştım
O gidince hayatın anlamı o olduğunu anlamıştım
Yürek güneşe benzer, aşkı ateşe benzer
Kalbim ateşler içinde yanıyor gitti gideli

Güneşim artık soluyor, aşkını artık göremiyor
Aşk ateşi sardı içimi göremezsin ey derviş
Sancısı büyüyor günden güne iyileştiremez hiç kimse
Unuttu sevdalısı, yarınlara bıraktı sevdasını
Gelmedi, gelmeyecek belki de hiç bilmeyecek sevdamı…

seni benden başka kim özleyebilir

sevgilim seni o kdr çok seviyorum ki,
güller aşka susamış olsada
sevdiğim sana benim kdr kim susayabilir…

dudaklarındaki sicaklık vicudundaki o koku
seni benden başka kim özleyebilir…

seni benden başka kim özleyebilir

sevgilim seni o kdr çok seviyorum ki,
güller aşka susamış olsada
sevdiğim sana benim kdr kim susayabilir…
dudaklarındaki sicaklık vicudundaki o koku
seni benden başka kim özleyebilir…

 

Aşk Anlatılmaz Yaşanır

seni tanımasaydım
tüm türkiye tanıyacaktı beni
sana aşık olmasam
kim tutacaktıki beni
en güzelini çekecektim filmlerin
aşkı anlatacaktım herkese
oysa şu halime bak
en sancılısını yaşıyorum aşkın,
zamanın yorgun düşüp durduğu yerde.
şimdi deli diyorlar bana
arkamı dönünce, sırtıma
fırlatılan gülüşlerden anlıyorum
sonuncu olduğumu hayat denen yarışta
ben son kulvardada geçerdim hepsini
ama…
aşk anlatılmazmış meğer filmlerde.

aşkı bir kızın elinden tutmak
bir kuytu köşede öpmek
en güzel çiçekleri derip
onun yumuşaçık ellerine vermek
mektuplar yazıp kokulu kalemle
zarfın üstüne kalpler çizmek
saatlerce gözünün içine bakmak
sanırdım eskiden…
şimdiyse yaşıyorum ben aşkı
tüm damarlarımı yakıp geçiyor
aldığım her nefes oluyor
ritmine uyuyor kalbim her atışta
bakışlarımda bir derinlik var şimdi
herşeyde seni görüyorum
ellerim titriyor adını yazarken
dilimde dolanıyor şimdi
adının geçtiği her cümle
uykular çoktan bıraktı gitti beni
gecelerse şimdi zindan
ben böyle bilmezdim aşkı
bu kadar acıtacağını bilsem
oynamazdım ben bu oyunu
söker atarım şimdi bu kalbi
ağlıyorum işte
akıp git ne olur gözyaşlarımla
rüzgar alıp gitsin seni uzaklara.

hayat kısa derler, inanma
ben aşık olalı yüzyıllar oldu
yolun yarısındasın daha dediler
yalan dostum, yalan
ben çok gittim geldim bu yolları
bir son adımı atmaya korktum
yoksa bu kalbi söküp atacaktım
döndüm yine başa
yürüyorum işte.. yürüyorum..
yürüyorum yürünmesi gereken yerlere
hani uzaklarda varolduğu söylenen
kimsenin gitmeyi göze alamadığı yerlere
gidilmesi zor yolların vardığı yerlere
masallarda anlatılan kaf dağından öteye
simurgun ülkesine, kaybettiğim umutlarıma
yürüyorum işte bilinmeze.

gözlerinin içine değil
baktığın yerlere bakıyorum
haytın anlamını arıyorum,
baktığın yerlerde
seni anlamaya çalışıyorum
düşüncelerini okumaya çalışıyorum
beni yakan bakışların arkasına
gizledin kendini biliyorum
ama bir tek fotoğrafına bakıp
anlaşılmıyorki tüm bunlar
eski hatalarını unuttum
sana aşık olduğum günden beri
boş bulundum o gün besbelli
yoksa ben aşık olacak adammıydım
hiç hesapta yoktun sen
tüm türkiye tanıyacaktı halbuki beni
albümde sararmış gitmiş bir fotoğrafta
gömülecek bir adammıydım ben

nasıl anlatıyım sana bilmem ki
seni seviyorum demek yetmez
seni seviyorum demekle
anlatılıyorsa sevmek
unut gitsin sevmiyorum ben seni
tarif edilemeyen, anlatılmayan aşk
nasıl ifade edilirki kelimelerle
bir bulsam nasıl anlatılacağını
gelip dayanacağım kapına ansızın
ahhh…ah..
birde bilsem şu dünyada
hangi kapı senin.
postacılara sordum bilmiyorlarki adresini
seni anlatıyorum şimdi bir güvercine
sana söyleyemediklerimi yazıyorum bir bir
bir beyaz güvercin gelip ellerine konarsa
bir mektup var demekki benden sana
kahretsin, giden kaçıncı güvercin
halâ bir haber yok senden
komşuları dolaşıyorum hergün
“bana bir mektup gelecekti
yanlışlıkla size gelmesin”

yazdığım senaryoları
yakıyorum şimdi bir bir
içinde sen yoksun diye.
seni anlattığım senaryolarıda
yakıyorum bir bir
kıskanıyorum seni anlasana
yazılmıyorsun ki kalemle kağıtlara
yazılacak olsan severmiydim
sanıyorsun kız seni.

anlatamayınca sevdiğine duygularını
çalmalı mesela şairlerin şiirlerini
okumalı sevdiğine insan, ben yazdım bunu diye
şairler değilmi zaten
seviyorum deyince, insanı
mecnun ilan eden yada sen leylesın diyen
her sevgili leyle ile mecnunsa
düşünmek lazım uzun uzun
neden ayrılıyor sevenler bir ayda
bir ömür değilmiydi sevda şiirlerde
çalmak lazım bu şairlerin şiirlerini
yakmak lazım onları mum alevinde
en acısı bu onlar için
nede olsa şiirleri evlatları değilmi onların

eskiyince renkleri uçar gider filmlerin
o niyetle izledim ben, siyah-beyaz filmeleri
solmamalı aslında filmlerin renkleri
boyadan çalmamalı aslında yönetmen,
senaristin hikayesini rengarenk boyarken
yönetmeli insan hayatını
uzun metrajlı olmak zorunda değilki her hayat
kısa metrajlı filmede sığdırmalı insan kendini

toplamalı insan sevapları ne kadar
çıkarmalı bazende
beyninde biriken düşüncelerin çürüklerini
bazende bölmeli kalbini, paylaşmalı
çarpmalı duvardan duvara günahlarını
ben anlatmayı başaramadım şiirle aşkı
bir kaç rakamla mezar taşları bile
anlatmışken hayatı.
matematikle anlatmayı denemeli birde aşkı
ayrılıklar beşin karekökü mesela
yada böl dörde yaşadığın yılları
ilbahar-yaz, sonbahar-kış
eşittir ölüm.
en basiti aşk dostum
bir seve kalp bir seven kalp daha
eşittir aşk.

yazdıkça uzuyor cümleler
yani kirletiyorum bembeyaz bir sayfayı
beynimdeki tüm zehirli düşünceyle
durun okumayın gerisini
zehirliyorum sizide istemeden
gelmesin istiyorum şiirlerin sonu
belkide anlatıveririm sanıyorum
şu karanlık harflerle tüm çıplaklığıyla aşkı
aşk anlatılmazmış meğer
cesaretin varsayaşarsın herşeyi
fırtınalarla yoldaş olursun
yağmurlarla birlikte düşersin dünyaya
yeni açmış bir çiçeğin tam üstüne
damlalara bölünür yüreğin,
bir damlası kırmızı yaprağına
bir damlası dikenine, bir gülün
yorulursan, korkarsan, bıkarsan
yada terkedilirsen ansızın
söker atarsın yerinden bu kalbi
ama sakın bana aşkı anlatmaya kalkma
çok dinledim, çok söyledim yani denedim
yazdım sayfalarca, kır gitsin kalemleri
sadece yaşanırmış bir ömür
aşık olmak anlatılmazmış meğer

 

aşk hikayeleri

Bu gerçek ve yaşanmış bir aşk hikayesi..

Altı sene olmuştu tanışalı ve her geçen gün daha fazla sevdiler birbirlerini,çok büyük bir aşktı onlarınki …hatta aşktan daha büyüktü ,onlar sevmiyor tapıyorlardı birbirlerine..
Herkes kıskanıyordu,imreniyordu onlara …
Her saati her dakikayı birlikte geçiriyorlardı
genç gitarıyla şarkısına başlarken kız girerdi içeri ve program aniden değişir,susardı herkez ve genç başlardı kendilerine ait parçayı çalmayı sonsuza dek….
Kendisi için ayrılan masaya oturur birbirlerinin gözlerine bakarak devam ederdi program..
Herkez bilirdi onların aşkını,herkez tanırdı onları..
Ama o gün gelip çatmıştı artık genç askere gitmeliydi…vedalaştılar yine her zamanki gibi yarın görüşürüz aşkım diye….
Mesafeler bile değiştiremedi onların sevgisini daha çok daha çok sevdiler birbirlerini..her gün mektuplaştılar ,her seferinde aynı kağıda birkaç cümle yazar gönderirlerdi birbirlerine.onun dışında yüzlerce mektup..
Kız sevdiğinin kendi sesiyle doldurduğu kaseti dinler hasret giderirdi..
Günler zor olsa da geçiyordu .izne gelicekti sevdiği ama bir şeyler ters gidiyordu ..
Kızın gözleri karardı ,başı dönüyordu onu böyle karşılayamazdı ..ismini sayıkladı..
—–
Tüm bu bitmek ,tükenmek bilmeyen taaruzlar senin için,dönmen için..işte o zaman son defa ağlayacağım ellerine sarılıp,uzun uzun öpüp yalvaracağım beni bir daha yalnız bırakma diye..hatta diz çökeceğim bu bir insana boyun eğmek değil,bir aşkın önünde diz çökmek..

Uzaktım
Uzaktaydım
Ama yüreğimde çarptığını,içimde kıpırdandığını hissederdim
O denlide yakındık birbirimize
Sonra sana geldim
Koşa koşa,nefes nefese
Hiç aldırmadım zamana ,geçerdi
Geçtide yollarda ağır ağır da olsa
Bakmadım ayağımın o yorgun tozuna
Sesini aradım..
Hoş geldin deyişini.sımsıcak kollarını..
Gitmiştin…
Ve ben savrulmuştum ,sapsarı bir yaprak gibi
Titrediğini hissetmiştim ahizeyi tutan elimin
Ve beni sana getiren dizlerimin
Gücüm tükeniyordu ve titrediğini hissettim karşımdaki gitti diyen,ağlayan sesin..
ve sana ihtiyacı var dedi,ismindi aldığı her nefese anlam veren ve giderken ismini sayıkladı dedi..
koştum sana kankırmızı yollarda ,gözlerim görmez olmuştu
ve karşımda kolları açık senin hayalin
koştukça daha yakın ve koştukça daha uzaktın…
ağlama dedim kendime
az . kaldı kavuşmaya
ve bir daha bırakma onu,bir kez sarılınca
o koridor uzadıkça uzuyor
o ışıklar gözlerimde patlıyordu
ve seni gördüm
ışıl ışıl,rengarenk,gökküşağın dan daha güzel
hayattan daha anlamlı ve daha gerçektin..
ve sarıldık olanca sevgimizle ,aşkımızla..
geceler boyu yanındaydım
geceler boyu ağladım,görmedin
yaşadım seninle o acıları..
ellerim kollarım bağlıydı ve ben
eriyordum her çırpınışında..
her yeni güne birlikte başlıyorduk,güneşi birlikte karşılıyorduk
her güneş yeni bir umuttu bize …
ve son güne yaklaştıran bir makine

gitmeliydim….
Ve söz verdim yeniden
Yarın görüşürüz aşkım………

Bir hastane koridorunda karşıladı, sevdiğini..
Kimse neler olduğunu bilmiyordu,tahlillerle,emar lar la geçiyordu günleri..
Bedenim dayanamadı daha fazla sensizliğe diye takılıyordu sevdiğine
Günlerce gecelerce yalnız bırakmadı,
Küçücük bir sedyede sabah ediyordu ,sevdiği için..yemeğini kendi yediriyor,terliklerini öpüp kendi giydiriyordu…
Kız her bayılışında uyandığında aşkını görüyordu karşısında..ve iyileşeceğim senin için söz veriyorum diyordu sevdiğine…
Tüm iznini kızın yanında geçirmişti ,bir an olsun ayrılmamıştı yanından ama zaman geçmiş izni bitmişti ..askeriyeye geri dönmeliydi ,gitmeliydi…
Ve gitti…
Ve sonrasında doktorlar ,Kızın eline bir rapor sıkıştırdılar,
Hiçbirşey anlamıyordu kız ,bu da neydi.
Ben iyileştim bitti diyordu,çıkmalıyım artık bu odadan..
Beyaz önlüklüler Sen hastasın ..dediler
Hayır dedi kız,değilim biraz yoruldum o kadar şimdi iyiyim ..
Geçti bitti..
Ben hasta değilim dedi ….
Ailesi o bilmesin dediler ,yalnız konuşalım dediler doktorlara..
Hayır dedi beyaz önlüklüler o sizden ve herkezden saklayabilir her şeyi ama siz ondan saklayamazsınız dedi..
Kız diz çöktü isyan etti benimi buldun diye..benim umutlarım var,hayallerim var daha yapacağım çok şeyler var..benimi buldun..neden ben neden..?
Ya ona ne söylerim,ne derim…
Söz vermiştim oysa iyileşeceğim iyi olucam diye……

Günler geçtikçe kız daha çok araştırıyor, daha çok şey öğreniyordu..ve hastalığı kötüleştikçe kötüleşiyordu..artık yürüyemiyordu..
arkadaşından
Merhaba dostum..gözlerimin gülen yüzü..
Sen yoksun,yalnız ve biraz sessiz.
Sende biraz tatsız bir tatil yapıyorsun diyelim,nede olsa biz yokuz yanında ,gerçi hafta sonları ve akşamları damlayacağız yanına ama birazcık ayrı olacağız.neyse canını sıkmak istemiyorum ,sen keyfine bakıcaksın biraz daha ..vallahi onu bunu anlamam o kadar razervasyon yaptırdık senin için.göbeğimiz çatladı,deniz manzaralı ,beş yıldızlı otelinde gününü gün ediceksin..hem hangi otelde var böyle bir hizmet?
Gitarımızı da alıp geleceğiz ,kimseye söyleme konser veririz odanda..
Canım şimdi sana gerçek dışı pespembe hayallerden bahsetmeyeceğim,hem yemezsin biliyorum..ama yakında sözünüzü ,nişanınızı yaparız artık bizde pabucumuzu damda buluruz .ama buna pek izin vermeyeceğiz.hayat artık lay lay lom değil demiştin..haklısın ..
Ama güçlü olucağını bu hastalıktan her zaman bir adım önde olucağını biliyoruz..hiçbir zaman umudunu yitirme ve hep böyle cesur ol..biz hep yanındayız..
Ve unutma daha . yapıcak bir çok işimiz var,bu güne dair,geleceğe dair,yarına dair.,her şey bizi bekliyor.şu an hepimiz sınavdayız ,seninki daha zor olucak ama hepimiz aynı sınıfın içindeyiz.hemen yanı başında………………..bizler ve ailen olucak.hiç bir zaman o sınıfta kendini yalnız hissetme .umudunu güneş yap ,koy pencerene ,güneştir her sabah doğacak mecburdur gözlerine…
Bu hastane günlerin bitsin ve çok iyi ol bir daha bu hastalığın adını bile duymak istemiyorum.bu hastalığın her zaman bizimle olmasına izin verme çok istiyorsa gelsin arkamızdan ama bizimle değil asla…
Daha çok daha larımız var unutma…!..seni çok seviyorum ,seni çok seviyoruz..
Dostun..
…….
Aylar geçer,kız yürümeye başlar yavaş yavaş adım adım..ama kaybettiği o kadar çok şey vardır ki..kimse bilmez..
Doktorunun sözü gelir hep aklına” siz ondan saklayamazsınız ama o sizden saklar…”
Ve sevdiği teskeresini alıp ona geliyordur…
Sonra düşünür bu benim kaderim der kimse bunu benimle paylaşmak ve yaşamak zorunda değil..kendi hayatım mahfolmuşken ,göz göre göre başkasının hayatını nasıl mahfederim der..
Ona . söylese kabul ederdi biliyordu..herşeyi…onu bırakmazdı emindi..
Ama ona bu kötülüğü yapamazdı..onun daha çok hayalleri umutları var onun da hayatına engel olamam der..
Kız zorlukla ayakta durmaya çalışır sevdiğine hiçbirşey belli etmeden..
Sevdiği gelir söz yüzükleriyle..
Kız alıp fırlatır yere..istemiyorum diye..sevmiyorum seni..hiç sevmedim ,hatta sen askerdeyken başkası girdi hayatıma der….
Sevdiği diz çöker yalvarır..yapma.inanmıyorum. sana..
Git artık git.istemiyorum seni sevmiyorum…..çık hayatımdan artık..
Herkez şaşırır ne olduğuna..sevdiği inanmak istemez yalan söylüyorsun der..ve son bir tokatla biter her şey..
Aslında pes etmez genç ama kız o kadar nefret doludur ki hayata ve hastalığına ,gence kusar tüm öfkesini..
Ve nefret eder kızdan…kızda bunu elde etmek için elinden geleni yapar…genç ,kızın ona çok büyük bir kötülük yaptığını düşünür ve aslında ona hiç kimsenin yapamayacağı kadar çok büyük bir iyilik yaptığının farkına varmadan…
Kız hiçbir zaman mutlu olmaz,onsuz nasıl mutlu olsun ki..ama sevdiği için hep dua eder o hep mutlu ve sağlıklı olsun diye..

Ne . olursa olsun aşkınıza sahip çıkın!!!

 

aşk ekart indir bedava

 Arkadaş, Aşk, Aşk E-kart yolla, Aşk Forumu, Aşk Hikayeleri, Aşk Masalı, Aşk Sevgi mesajları, Aşk şiirleri, Aşk sözleri, Forum, Güzel sözler, hikaye, resimleri, sevgi, Şiir

 cep telefonu bölümüylede benzersiz.. Sitemizden Türksel için içerik alabilirsiniz turksel dışındaki hatlar için üyelik sistemimizi kullanınız. nokia melodileri sony ericsson melodileri motorola melodileri s

iemens melodileri samsung melodileri panasonic melodileri hepsi burada sizleri bekliyor….

aşk nedir

Aşk, iyi geceler öpücügünü uzun tutmaktir. Beklentidir.
Aşk, delicesine flört ederken yanindakinin hiçbir sey yapmama hakkini teslim etmektir. Saygidir.
Aşk, zaaflariniz oldugunu ortaya çikarir. Kabullenmektir.
Aşk, simdi zamani degil diye beklemeyi bilmektir. Sabirdir.
 
Aşk, saçlarda baslayip topuklarda biten bir gezintidir. Kesiftir
Aşk, Seviselim demeden sevismek, yanindakinin ne istedigini bilmektir.Anlasmaktir.
Aşk, baglandigini sandiginda, karsindakine hayir deme sansini tanimaktir.Inceliktir.
Aşk, korumaktir. Sorumluluktur.
Aşk, ciddi bir tokalasmayi kikirdamaya dönüstürmektir. Mizahtir.
Aşk, durma yoksa seni öldürürüm lafini duymaktir. Şehvettir.
Aşk, evinizdeki her seyin yerinin degistirilmesini kabullenmektir. Teslimiyettir.
Aşk, sevgilinizin ne oldugunu bütün çiplakligiyla görmektir. Gerçektir.
Aşk, saatin kaç oldugunu bilip aldirmamaktir. Nesedir.
Aşk, sizi kucaklayan kollarin, gittikçe daha çok sarilmasidir.Mutluluktur.
Aşk, gecenin bir vaktinde sen uyu, benim gitmem gerek dediginizde,uyanik kalip seni biraz daha görmeyi tercih ederim cevabini almaktir. Sicakliktir.
Aşk, tanidiginizi zannettiginiz insanin yeni yanlarini kesfetmektir. Tazeliktir.
Aşk, uyandiginizda rüyanizi yaninizda bulmanizdir. Düslerin gerçek olmasidir.
Aşk, kocaman yatagin üçte birine sikismaktir. Yakinliktir.
Aşk, evin anahtarkidan bir kopya daha yaptirmaktir. Güvendir.yatagin üçte birine sikismaktir. Yakinliktir.
Aşk, evin anahtarkidan bir kopya daha yaptirmaktir. Güvendir.
Aşk, hosçakal dedikten sonra tekrar karsilasacagini bilmektir.Kaderdir.
Aşk, gerindiginde sizlayan vücut lafinin anlamini bilmektir. Derstir.
Aşk, ecza dolabini açtiginda, dismacunu kapagini kapatilmamis bulmaktir. Uyumdur.

Aşk, hosçakal dedikten sonra tekrar karsilasacagini bilmektir.Kaderdir.
Aşk, gerindiginde sizlayan vücut lafinin anlamini bilmektir. Derstir.
Aşk, ecza dolabini açtiginda, dismacunu kapagini kapatilmamis bulmaktir. Uyumdur.
Aşk, pencereden disariya baktiginda kiminle oldugunu hatirlamaktir. Düsüncedir.
Aşk, rüzgarin agaçlarin arasinda dolasirken çikardigi sesi dinleyip sevgilisinin yaninda olmadigina hayiflanmaktir.Yalnizliktir.
Aşk, asla anlatilmayacak hikayelerdir.