| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

hepsi burada

oyun,son çıkan filmler ve daha neler neler var burada

Ana Sayfa | Yazılar | Resimler | Videolar< önceki| sonraki >
Yazılar arşiv 02.2009 Other entries in 2009-02 resimler, videolar

Bebekler İçin Cilt Bakımı

Bebekler İçin Cilt BakımıBebeklerin cildi ince, duyarlı ve daha az yağlıdır. Bu yüzden tahrişlere ve mikroplara karşı direnci azdır. Tam zamanlı doğan bebeklerde cildi kaplayan mumsu madde (vernix caseosa) önemli koruyucudur. Son yıllarda birçok yenidoğan ünitelerinde  bebek hemen yıkanmamakta, böylece mumsu maddenin koruyucu tabaka özelliğinden yararlanılmaktadır.

Beklenen doğum süresi geçmiş bebeklerin cildi buruşuktur ve doğumu izleyen haftalar içinde pul pul dökülür. Bu fizyolojik, normal bir durumdur.

Doğumu izleyen ilk günlerde tıbbı önemi olmayan, anneden bebeğe geçen hormonların etkisiyle ufak sivilceye benzeyen kırmızı döküntü özellikle bebeğin yüzünde belirir ve yanlızca cildin temizliğine dikkat edilerek kısa sürede kaybolur. Ancak, yine ilk günlerde bebeğin yüz ve vücudunda ufak, kırmızı zemin üzerinde sarı baş veren döküntüler deri enfeksiyonu habercisidir.

Stafilokokus aureus denilen bir bakterinin yaptığı bu döküntü, ayırıcı tanı amacıyla mutlaka bir doktor tarafından değerlendirilmelidir.

Bebeklerin sakallı ve bıyıklı kişiler ve ıslak öpenler tarafından sık öpülmeleri ciltte tahrişe yol açar, cildin direncini düşürür ve üzerine kolaylıkla infeksiyon binmesine neden olur. Allerjiye yatkın, atopik bünyeli bebekler de tahrişten uzak tutulmalıdır. Bebek ekzemaları atopik bebeklerin en önemli sorunudur ve mutlaka uzman değerlendirmesi istemektedir.

Bebek cilt bakımında koruma önemlidir:

* Bebeğin giysilerini deterjan ile yıkamayın. Sabun tozlarını tercih edin. Bol suyla durulayıp mümkün oldukça güneşte kurutun ve mutlaka ütüleyin.


* Sık sık altını değiştirerek cildin idrar ve dışkı ile uzun süre temasını önleyin. Yeni doğan döneminde bebeğin gece altını değiştirmeme, böylece uykusunu bölmeyip buna alıştırmamak gibi, bebeğin bakımına yardımcı olan yaşlıların genç annelere önerdikleri, tembellik kokan yaklaşımlar vardır.

6-8 saat gibi uzun süre idrar veya dışkı ile temas eden cilt ileri derecede kızarmakta, cildin yapısal özelliğine göre bazı bebeklerde yer yer çatlayarak kanamakta, üzerine binen bakteri ve mantarlarla her idrar değdiğinde bebek canı çok yanarak uzun süre ağlamaktadır. Bu tip pişiklerin tedavisi uzun süre almaktadır.

Bebeğin altı her 2-3 saatte bir değiştirilmeli, her seferinde ılık suyla yıkanarak kurulanmalı, kısa süre altı açık bırakılıp havalandırılmalı, iyice kuruduğu görüldükten sonra bebek yağı ince bir tabaka şeklinde sürülüp kapatılmalıdır.


* Sürtünme tahrişi genellikle koltuk altları, kasıklar gibi boğumlu bölgelerde bez, dar giysi, havlarını döken giysiler ve terle artmaktadır. Bebekleri giydirirken, kendi giysi katımıza bir kat daha ekleyerek giydirmeliyiz. Kendimizden bir kat eksiltiyorsak, bebeğimizden de bir kat çıkarmayı unutmamalıyız. Kabaca biz evde atlet tipi giysilerle gezerken, bebeği battaniyeye sarmamalıyız.


* Sıcak ve kuru ortamlar ve rüzgar ciltte gerilmeye ve buna bağlı tahrişe yol açar. Anne sütü almayan, ek gıdalara geçmiş çocuklarda günlük su gereksiniminin karşılanması, cildin doğal nemini korumakta önemlidir.


* Bebeklerin cildinde, cildi güneşe karşı koruyan ''melanin'' adlı doğal koruyucu yapılar henüz oluşmaz. Bu nedenle 1 yaşın altındaki bebeği doğrudan güneş ışığından korumalıyız. Korumada aşırıya kaçmak, bebeğin güneşin yararlı ve bebekler için gerekli D vitamini metabolizması üzerindeki etkisinden faydalanmasını önler ve bu da bebeği raşitizm denilen klinik tabloya kadar götürür.

Bu nedenle el, ayaklar ve yanaklar güneş görecek şekilde, yüksek koruma faktörlü güneş bakım ürünleri sürerek, kumsalda şemsiye altında, denizden ve kumdan yansıyan ışınlarla güneşin yaralı ışınlarından bebeği faydalandırmalıyız.

Bebeğin güneşle buluşmasında dikat edilmesi gereken önemli diğer nokta ise pencere camlarının yaralı güneş ışınlarını kırması ve D vitamini yapılması için gerekli dalga boyundaki güneş ışınının camdan geçememesidir. Pencere camı bu durumda  büyüteç özelliği gösterip bebeğin cildinde hafif yanığa neden olablir. Bu nedenle güneşlenme açık havada yapılmalıdır. 

Bitkisel Çaylar

Bitkisel ÇaylarBitkisel çayların sınırsızca içilmesinin sağlığa zararlı olduğunu söyleyen Diyetisyen Gizem Şeber’e göre: “Bitkiler de ilaçlar gibi değerlendirilmeli.”Bitkilerin toplanmasından demlenmesine kadar geçen sürenin çok önemli olduğunun bilinmesine rağmen kullanım sıklığının atlandığını ifade eden Diyetisyen Gizem Şeber, son günlerde zayıflamak için herkesin bitkisel çaylara yöneldiğine dikkat çekti.

Özellikle bayanların daha güzel görünmek için bitkisel çayları tercih ettiğini belirten Şeber, bitkilerin, sürekli tüketilmesinin zararlı olabileceğini söyledi. Doğadaki her ürünün gereğinden fazla kullanılmasının sağlığa zarar verebildiğine dikkat çeken Şeber, bitkisel çayların ilaçlar gibi değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. İlaç bitkilerin fazla kullanılmasının insan sağlığına verdiği zararların saymakla bitmeyeceğini hatırlatan Şeber, "Bitkisel çayları tüketirken çok dikkatli olunması gerekiyor. Tükettiğimiz ürünü çok iyi tanımalıyız" dedi.

Toplanması Önemli

Her gün yeni bir bitkinin ön plana çıkarıldığını kaydeden Şeber, "Sizin hastalığınıza iyi gelen bir bitki, aynı hastalığa sahip bir kişinin de iyileşmesini sağlayacağını söyleyemeyiz" diye konuştu. Bitkilerin özellikle uzman kişiler tarafından toplanılması gerektiğini dile getiren Şeber,

"Aktarlardan aldığımız bitkilerin nasıl topladığını bilmiyoruz. Uzman kişilerce toplanmayan bir bitki beklenen etkilerin tam tersine sahip olabilir veya hiçbir etkisi olmayabilir" dedi.

Birbirine Benzeyebilir

Bitkilerin dış görünüşlerinin birbirine benzediğini anlatan Şeber, bitki uzmanı olmayan bir kişinin aradaki farkı kolay kolay fark edemeyeceğini anlattı. Bitkilerin taze ve belirli aralıklarla tüketilmesi gerektiğini ifade eden Şeber, bitkilerin sınırsızca demlenip içilmesinin sakıncalı olabileceğini belirtti.

Şeber, "İlaç kullanırken doz aşımı ne kadar tehlikeli ise bilinçsiz kullanılan bitkiler de o kadar tehlikeli sonuçlar doğurabilir. İlaç ve zehir arasındaki tek farkın doz olduğunu unutmayalım" ifadelerini kullandı.

Yanılmayın

İnsanları yanıltan bir diğer konunun da yapılan bilimsel çalışmaların bitkiyi ve ürünün desteklenmesinden kaynaklandığını dile getiren Şeber, "Bilim dünyasında bilimsel çalışmalar bir bütün olarak değerlendirilir ve bir teorinin kanun olarak kabul edilmesi yıllarca sürebilir.

Bu nedenle kişiler bilinçli olmalı, her yeni araştırmanın peşinden gitmemelidirler" şeklinde konuştu.

Kontakt Lens kullananlara makyaj önerileri

Kontakt Lens kullananlara makyaj önerileri

Erkek arkadaşınız dışarıda geçireceğiniz gece için sizi beklerken, son anda kontakt lenslerinizi takmakta sorun yaşamak kadar kötü bir durum olamaz.

Lenslerinizi takarken göz farınızın partikülleri lenslere bulaşarak gözünüzü yaşartır, görüşünüz bulanır; gözlerinizin vurgulanması için kullandığınız sıvı eye-liner bulaşıp gözlerinizin kızarmış ve şiş görünmesine neden olur. Sonunda, tek alternatifinizin gözlüklerinizi takmak olduğuna karar verirsiniz! Böyle durumlarla karşılaşmanızı önlemek için birkaç ipucunu bir araya getirdik.

Kontakt lenslerinizi sürekli veya aralıklarla da kullansanız, yazımız aklınızda kalabilecek birçok soru işaretini cevaplayacak.

Lenslerinizi daima makyajdan önce takmalısınız. Böylece gözünüze partiküllerin girmesini önlemiş olursunuz. Makyaj sonrası lens takmak için bu işte uzman olmak gerekir. Bunu makyajı bozmadan ya da lenslerinize makyaj bulaştırıp görüşünüzü bozmadan yapmak hem oldukça zordur hem de sizi gereksiz bir riske ve strese sokar.

Pudra Toz pudralar yerine kompakt (sıkıştırılmış) pudralar kullanın. Böylece pudra partiküllerinin gözünüze kaçma riskini en aza indirmiş olursunuz. Allık Allık sürerken tozlanmayı minimuma indirmek için fırçayı yüzünüzde yavaşça gezdirin, darbelerden kaçının.

Yumuşak kılları olan büyük ve temiz bir fırçayla allığınızın fazlasını alın. Gözlerinizi bu işlem sırasında kapalı tutun. Göz Farı Sıvı göz farlarını kullanın; çok daha verimli olduğunu fark edeceksiniz. Eğer mutlaka toz farlardan kullanacaksanız her uygulamada azar azar kullanmaya çalışın.

Uygulamayı mutlaka sünger uçlu bir aplikatör yardımıyla yapın ve farı sürmeden önce süngerin üzerinden fazlalıkları yok ettiğinizden emin olun. Böylece göze ve lens altına far partiküllerinin girmesine engel olursunuz.

Hangi far türünü kullanırsanız kullanın, geniş ve enlemesine darbeler yerine kısa ve boylamasına darbelerle uygulama yapın. Böylece lenslerinizin yerinden oynama riskini azaltırsınız. Eye-liner Sıvı veya kalem şeklindeki eye-linerı hiç bir şekilde alt gözün iç kısmına sürmeyin.

Gözün alt kenarını çizmek için minik darbeler uygulamayın. Yumuşak uçlu kalem eye-linerlar tercih edin. Rimel Çoğu rimel türlerini kullanmanızda hiçbir sakınca yoktur. Ancak kirpiklerin hacmini artırmak için içinde mikro elyaflar bulunduran rimellerden kaçının. Bu elyaflar gözlerinize kaçabilir.

Pressoterapi

PressoterapiPressoterapi ; vücuttaki lenf noktalarından başlayarak yapmış olduğu basınçlı uyarılarla ayak tabanından göğüs altına kadar uygulanan bir basınç terapisidir. Vücuttaki lenfatik ve venöz dolaşımı hızlandırarak damarlar arasında biriken sıvıyı drene eder. Çeşitli hastalıklar sebebiyle oluşan ödemin tedavisinde kullanılır.Selülitlerin en belirgin sebebi dolaşım bozukluğudur. Basınç masajı ile dolaşım bozukluğu giderilerek dokular arasında biriken sıvı drene edilir. Özellikle liposuction gibi cerrahi operasyonlar sonrası, oluşan hematom ve ödemlerin tedavisinde de uygulanmaktadır.

Kullanım Alanları

Gevşemiş kas dokusu ve vücut sarkıklıklarının toparlanmasında
Hamilelik sonrası oluşan varis, ödem (su toplanması) ve sarkıklıklarda
Kilo probleminde
Selülit probleminde
Pasif jimnastik
Lenf akımının düzenlenmesinde

Lazerle Kılcal Damar Tedavisi

Lazerle Kılcal Damar TedavisiVaris, toplardamarların genetik olarak vücuttaki kanı kalbe yeterince etkili bir şekilde götürememesi sonucu, yerçekiminin etkisiyle kanın özellikle bacak damarlarında göllenmesine ve zamanla bu damarların belirginleşmesine denir. Kadınlarda daha sık rastlanır. Isı artışı, fazla ayakta durma, oturma (bacakları sarkıtarak) ve bazı ilaçlar varisin düşmanıdır. Bunun dışında yine kadınlarda daha sık olarak gördüğümüz, çok ince morumsu kılcal damar ların belirginleşmesi ise telanjiektazi olarak adlandırılır. Sıcak, hormonal etkiler, güneş, kortizon kullanımı gibi durumlarda artış gösterirler.

Geniş ve büyük varislerde, erken evrelerde varis çorapları giymek, sıcağa ve ayakları sarkıtmamaya özen göstermek ve bol yürüyüş yapmak uygun olur. Geç dönemde ise bir kalp damar cerrahının müdahalesi gerekebilir.

İnce kılcal damar lar için tüm bu önlemlerin dışında, lazer uygulaması kesin ve güvenilir çözümler sunmaktadır. Damarların çapına göre yapılacak uygulamalar ile kalıcı çözüm sağlanmaktadır.

Lazerle Kılcal Damar Tedavisi
Kılcal damar tedavisinde kullanılan yöntemlerden birisi lazer tedavisidir. Bu tedavide lazerin soğutucu kısmı ile cilt soğutularak uygulama yapılır ve kılcal damar ın büzüşerek yok olması amaçlanır. Uygulama sırasında damarda 80 dereceye ulaşan bir ısı sonucu kan hücrelerinde ve damar çeperlerindeki değişiklikler ile damarın vücut tarafından yok edilmesi söz konusudur. Uygulamada özellikle koyu mavi, lacivert, mor renklerde başarı daha fazla olmaktadır. Uygulama sonrasında etkinlik için 2 ay beklemek gerekmektedir. Gerekirse 2-3 seans tedaviye devam edilebilir. Doktorun uygun gördüğü takdirde tedavi skleroterapi ile kombine edilebilir.

Tedavi süresi, yapılan alanın büyüklüğüne göre değişmekle birlikte genellikle kısadır. Uygulama sırasında hafif bir ağrı hissedilecektir. Lazer sırasında damarın solduğu ve kontrakte olduğu görülebilir. İşlem sonrası günlük aktiviteye dönülebilir. Sıcak banyodan ve aşırı sıcaktan uzak durulmalıdır.

Uygulama yapılan alanda geçici kızarıklık oluşabilir. 1 hafta kadar süren geçici kahve renkli koyulaşma gözlenebilir.

Skleroterapi

Damar iç yüzeyinin medikal ilaçlarla abrazyonunu sağlayıp, kapanmasını ve vücut tarafından metabolize edilerek yok edilmesini sağlama esasına dayanır. Uygulama kolaylığı, başarısının yüksek olması, tekrarının az olması ve hasta rahatlığı yönünden üstünlükleri sebebiyle yaygın olarak kullanılan bir tedavi yöntemidir. Özellikle lazer tedavisi ile başarılı olunamayacak boyut ve yapıdaki damarların tedavisinde oldukça etkilidir. Çoğu zaman lazer tedavisi ile kombine edilebilir.

Uygulama sırasında çok ince iğneler kullanılmaktadır. Özel ilaçlar damar içerisine verilerek sonrasında kompresyon sağlanır. Bu sayede ilacın damarın iç yüzeyleri ile direkt teması elde edilir ve daha etkili bir uygulama gerçekleşir, derin venöz sistemde hasara neden olabilecek geri kaçış azaltılır. Uygulama sonrasında daha iyi bir netice alabilmek için kompresyon gerekir ve bu durum en az 2-3 gün boyunca devam etmelidir. Hastaların varis çorapları kullanmasıda tedavinin etkinliğini artırabilir. Uygulamanın hemen sonrasında yürüyüş çok önemlidir, bu sayede kas kitlesi ve hareketi etkisiyle ilacı damar sistemindeki etkisi artar.

Skleroterapi tedavisinin etkinliği 4 – 6 haftada daha belirgin olarak ortaya çıkar, gerekirse birkaç seans ek tedavi uygulanabilir.

Skleroterapi Uygulaması Sonrasında Oluşabilecek Yan Etkiler
· Uygulama yerinde pigmentasyon, renk değişikliği. Genellikle 1 ayda kendiliğinden kaybolur.
· Damarlarda ele gelen sertlik.
· Geçici morarma oldukça sıktır ve bir hafta içinde düzelir.
· Kılcal damar larda artış. Bunlar kendiliğinden kaybolabilir.
· Sklerozan maddeye karşı allerji
· Ülserasyon ve nekroz, özellikle ilacın dışarı kaçırılması sonucunda oluşur.
· Derin ven trombozu (derin toplar damarlarda pıhtının damarı tıkaması), son derece nadirdir.

Burun Estetiği

Burun EstetiğiEstetik Burun Operasyonu (Rhinoplasti).Rhinoplasti nedir, Rhinoplasti, estetik amaçlı olarak burun şeklinin düzeltilmesi için yapılan operasyondur.Ameliyat yaşı,Estetik burun operasyonu yaptırmak için hem anatominin hem de ruhsal yapının olgunlaştığı ortalama 18 yaş alt sınırdır.Ameliyat öncesi görüşme,Ameliyat öncesi görüşmede;nefes alma durumunu ve burun iç yapılarını değerlendirmek için endoskopik muayene yapılır.Hastanın burun fotografları çekilip bilgisayar üzerinde ameliyat sonrası oluşacak muhtemel şekil görülür.

Ameliyat tekniği

Ameliyatta burun kemikleri zarif kesiciler ve mikromotor ile kesilip-törpülenerek şekillendirilecek,kapalı tenik özelliği olarakta burun dışınızda iz kalmayacaktır.

Burundan nefes alma zorluğu, septum deviasyonu denen burun orta duvar eğriliği ile yaşanmaktadır. Bu durumlar tespit edilirse ameliyat sırasında düzeltilecektir.(Septorhinoplasti operasyonu olarak adlandırılır)

Ameliyatta ihtiyaca göre,hump dediğimiz burun üstündeki çıkıntı çıkarılır,burundaki eğrikik düzeltilir, burun sırtı, burun ucu, burun delikleri şekillendirilir, burun içindeki kesiler kendiliğinden eriyen iplerle kapatılıp burun dışına özel bantlar yapıştırılır ve bir hafta kalacak plastik atel yerleştirilir.

Ameliyat sonrası verdiği rahatsızlıklar nedeniyle tampon kullanılmaz.

Anestezi türü ve ameliyat süresi,

Ameliyat genel anestezi altında yapılır,ortalama 2-2,5 saat sürer.

İyileşme süreci

Ameliyat sonrası ilk gün yüze soğuk uygulama ve basit ağrı kesici ilaçlar hastayı rahatlatır.Hasta 1 gece hastanede kalıp ertesi gün eve döner.

Ameliyattan 2-3 gün sonra en fazla olmak üzere hafif bir ödem (şişlik) ve morluk oluşabilir ki,bu da sonraki günlerde hızla geriler.

Ameliyattan ortalama 5.-7. gün sonra burun üzerindeki plastik atel ve bantlar çıkarılır.

Ameliyattan yaklaşık 5-7 gün sonra normal hayata geri döner,yolculuk yapabilir ve işinize başlayabilirsiniz.

10-15.günlerde yürüyüş şeklinde sizi fazla yormayacak aktiviteler yapmanızda fayda vardır.Ancak,tempolu egzersiz ve yüzmeye başlama zamanı ameliyat sonrası 3.ya da 4.hafta olmalıdır.

Gözlük kullanımı ortalama 1.ayda hafif çerçeveli bir gözlükle başlanabilir.(Lens kullanan hastalar,ameliyat sonrası 2-3.gün lenslerini kullanmaya başlayabiliyorlar.)

Burnunuza travma alabileceğiniz sporlara ve dalmaya 2.aydan önce başlamamalısınız.

Burun şeklinin tam olarak oturması ortalama 3-6 ay olacaktır.

Ameliyatın komplikasyonları

Ameliyat sırasında; septum delinmesi olabilir ki,bunun o anda tamir edilmesi faydalıdır.İleride burun dan nefes almada ses gelmesine sebeb olabilmektedir.

Burun kemik ya da kıkırdaklarından fazla çıkarılması ya da burun un fazla küçültülmesi veya büyütülmesi olabilir.

Ameliyattan hemen sonra kanama olabilir ki,kanamanın türüne göre hekiminiz işlem yapar.

İyileşme döneminizde,yüzünüzde özellikle üst dudakta, burun ucunda şişlikler ve uyuşukluklar olabilir ki, bunlar zaman içinde gerileyecektir.

İlerki dönemlerde burun içi mukoza yapılarında yapışıklık meydana gelebilir ki, nefes almada yarattığı problem nedeniyle bir cerrahi işlemle düzeltilmesi gerekebilir.

Tıbbi kaynaklar %10 oranında ameliyat sonrası revizyon dediğimiz cerrahi işlemler gerekebileceğini, revizyon cerrahisi için ideal sürenin ameliyattan 1 yıl sonra olması gerektiğini bildirir.

Burun ameliyatlarında başarı

Kişiye bağlı değiştirilemez etkenler olarak; kişinin yaşı,anatomik yapısı ve yara iyileşmesine vucudun verdiği reaksiyon başarıyı olumlu ya da olumsuz yönde etkiler. Burun cildinin ince olması, burun kıkırdak yapısının kalın olması, burun büyüklüğü yüzüyle fazla orantısız olmaması ve tüm yüz hatları orantılı olan kişilerde başarı oranı artarken,burun cildinin yağlı ve kalın olduğu, burun kıkırdaklarının ince olduğu,yüze göre çok büyük ya da çok küçük bir burun ve yüzün totalindeki orantısızlık ya da asimetri başarı şansını azaltabir.Kişiye bağlı olarak;daha önce operasyon ya da travma geçirmiş olmak,iyileşme döneminde gerekli özeni göstermemiş olmakta başarı şansını etkileyebilir.

Kişinin yüzü ile orantılı büyüklükte,simetrisi tam,bakıldığı zaman güzel gözüken ancak ameliyat yapılmış olduğu fark edilmeyecek kadar doğal duran ve nefes alma problemi olmayan burun ideal burun olarak tanımlanabilir

Çikolatalı Cilt Bakımı

Çikolatalı Cilt BakımıÇikolata yediden yetmişe herkesin sevgilisidir. Neredeyse tüm önemli olaylar çikolata ile kutlanır. Canımız sıkıldığında, sevindiğimizde, armağan alırken, ziyarete giderken, konuklarımızı ağırlarken, düş kırıklıklarımızı yatıştırmaya çalışırken, hele adet öncesinde can simidimiz hep çikolatadır! 

Kakaonun kendisi bir efsane gibidir. Kakao ağacını ilk yetiştirenler Güney Amerika’daki Maya’lardır. Onlar kakao çekirdeklerinin değerini o kadar iyi bilirlermiş ki, hem gıda madde
si olarak, hem de altın gibi para yerine kullanırlarmış. Aztek geleneklerine göre, kakao ağacı cennette yetişen “iyilik ve kötülük ağacının” yeryüzündeki temsilcisi imiş... 

S
on zamanlara kadar aknelerden sorumlu tuttuğumuz, bizi şişmanlattığı için suçladığımız ve bir zaaf olarak gördüğümüz çikolatanın, gün gelip de kozmetik ürünlerin içine gireceğini kim hayal edebilirdi? Doğrusu kakao taneleri Avrupa ila tanıştığı 16. yy dan bu yana bazen göklere çıkarıldı, kimi zaman da yerden yere vuruldu.  Ama giderek itibarı artmaya devam ediyor. Özellikle bitter çikolatalar, artık güçlü antioksidanlar olarak aklandılar. Hatta yeşil çay ve şarapla birlikte anılmaya başladılar.

Çikolata Şarap Gibidir

İyi bir çikolata, nadide bir şaraba benzer. Yapılış süreçleri, koku ve renginin önemi, tadım törenleri, tanımlanışları şarabı çok andırır. Saf bir siyah çikolatada bol miktarda polifenoller,
magnezyum, potasyum, fosfor ve E vitamini bulunur. Gerçekten bazı araştırmalar kakaodaki antioksidanların kırmızı şarap ve yeşil çayla mukayese edilebilecek kadar güçlü olduğunu belirtiyorlar.

Şarapta da çikolatada da polifenoller bulunur. Polifenoller zararlı kolesterolü azaltmayı başaran güçlü antioksidanlardır. 40 gr. siyah çikolatada bulunan ortalama polifenol miktarı, 140 ml (bir kadeh kadar)  kırmızı şaraptakine eşittir. Kleopatra’dan bu yana şarabın cilde ne kadar yararlı olduğu biliniyor. Ardından yeşil çay kozmetikleri yayıldı ve şimdi de sıra
çikolata kremlerinde!  

Kakao Yağı Cildi Yumuşatır

Kakao yağı gerçekten iyi bir nemlendiricidir. Ciltteki en belirgin etkisi onu yumuşatması, ince kırışıklıkları düzeltmesidir. Kakaodaki zengin antioksidanlar büyük bir ihtimalle cilt proteinlerini besler. Bazı doktorlar kakao moleküllerinin cildin alt tabakasına geçemeyecek kadar büyük olduğunu söylüyorlar ve etkisinden kuşku duyuyorlar. Ama cildi yumuşattığı kesindir. Yıllar önce kakao yağını bronzlaşmak için kullanmıştım. O zamandan kendi deneyimimle bu etkisini tanıyorum.

Kozmetik dünyası bütün bunları tartışmaya ve araştırmaya devam ede dursun, biz çikolatayı cildimize sürmeyi deneyebiliriz. En azından cildimizi yumuşatır ve ruhumuzu okşar. SPA’larda tüm vücuda çikolata masajı yapılıyor..

Çikolata maskesi özellikle olgun ciltlerde harikalar yaratır. O güzel kokusunun aroma-terapik etkisi de yanımıza kar kalır.. 

Hazırlanışı

Yarım bardak kakao
Bir çorba kaşığı süt kreması
Bir tatlı kaşığı bal

Bunlar temel malzemelerdir. İsterseniz içine yulaf unu, ezilmiş badem ve 1-2 damla da sızma zeytinyağı veya badem yağı ilave edebilirsiniz.

Diğer bir seçenek de bitter çikolatayı biraz zeytin yağı ile birlikte buharda eritip sürmektir..

Malzemeyi güzelce karıştırıp, sürülebilir bir kıvam elde edince, yüzünüze, boynunuza, dekoltenize hatta isterseniz tüm vücudunuza uygulayın. Onbeş dakika bekleyin, sonra da ılık su ile yıkayın. Cildinizi
n kadifemsi bir yumuşaklık kazanacağına emin olabilirsiniz.

Saf Çikolata Bir Hazinedir

İdeal bir çikolatanın rengi siyahtır, içindeki kakao oranı % 50’yi geçer ve sadece kakao yağı ile yapılır. % 70 veya daha fazla çikolataya rastlarsanız mutlaka tadına bakın. Tahmin edeceğiniz gibi, bu gerçek bitter çikolatadır. Ve korkmayın, bu çikolata sağlıklı bir gıdadır. Üstelik de nefistir!

Saf siyah çikolatada bol miktarda polifenoller, magnezyum, potasyum, fosfor ve E vitamini bulunur.

▪ Örneğin 100 gra
m siyah çikolatada 400 mg. Potasyum vardır. Günlük potasyum ihtiyacımızın 500-3000 mg. olduğunu hesaba katarsak, çikolatanın özellikle sporcular için neden bu kadar değerli bir gıda olduğunu anlarız.
▪ Magnezyuma gelince, günlük gereksinimimiz 350 mcg. kadardır. 100 gr. saf çikolatada ise 200 mcg. Magnezyum bulunur..

Ürünlere Dikkat

Tabii bütün bunlar saf kakao, kakao yağı ve bir parça lesitin içeren siyah çikolata için geçerlidir. Raflarda gördüğümüz her çikolata paketi için aynı şeyleri söyleyemeyiz. ..

Gofretler, sütlü çikolatalar, çeşitli barlar, çikolata ile süslenmiş şekerlemelerden başka bir şey değildirler. Hele beyaz çikolata tam bir şeker ve yağ zehiridir. Hiç kakao içermez. Besin değeri sıfıra yakındır. Bazı karışık çikolatalarda tereyağı, hindistan cevizi ve palmiye yağlarının bulunması da olasıdır. Bunlar kolesterolü yükselten ve damar sertliğine yol açan zararlı yağlardır.

Siyah Çikolata

Aşırı tüketilen her şey gibi çikolata da sorun yaratabilir. Size tavsiyem, canınız çekince 2-3 parçacık sahici bitter çikolata yemenizden ibarettir. Ama bu anı sakın geçiştirmeyin! Çikolatanızın hakkını vermek için onu; oda sıcaklığında, önce koklayarak, sonra ağzınızda eriterek yavaşça ve keyifle yiyin. Çok özel bir sorun olmadıkça, bu kadarcık saf çikolatanın size hiçbir zararı olmaz.

Meyveleri Soymadan Yemek Daha Yararlı

Meyveleri Soymadan Yemek Daha YararlıSoyulmadan kabuğu ile yenilen meyvelerin diş sağlığına katkı sağladığı, bol miktarda C vitamini içerdiği için de beden sağlığı açısından faydalı olduğu belirtiliyor.

Özellikle kabuklu elma ve havuç gibi sert meyveler, diş temizliğini sağlayıp ağızdaki asit miktarını azalttığı gibi, dişlere masaj etkisi de yaparak diş minelerini rahatlatıp diş etlerini kuvvetlendiriyor.

Elma kabuğu başrolde
Vitamin deposu olan meyvelerden daha fazla yararlanmak için kabuğuyla yenmesi gerektiğini söyleyen uzmanlar, şu açıklamayı yapıyorlar:
“Elma kabuğu, dişleri temizleme ve ağızdaki asit miktarını azaltmada başrol oynayan bir meyvedir. Bu nedenle dişlerin sağlığı için elmanın soyulmadan kabuğu ile birlikte yenilmesinde fayda var.”

Ağızda biriken mikropların, besin parçalarından asit açığa çıkarması sonucunda diş ve dişeti hastalıkları ortaya çıktığını kaydeden uzmanlar, bu hastalıklardan en iyi korunma yönteminin düzenli fırçalama ile yapılan ağız temizliği olduğuna dikkat çekiyor.

Uzmanlar, içeceklerin içerisinde bulunan asidin diş minesindeki kalsiyumu çözdüğünü ve diş eti hastalıklarına sebep olduğunu söylüyor. İçecekteki asit miktarı ne kadar fazla olursa, diş minesi de o kadar fazla yumuşuyor ve hastalık riski de artıyor.

Gece Uyumak Daha Yararlı

Gece Uyumak Daha YararlıÇocuğunuz karanlıktan korkuyorsa ve yatarken ışığın kapanmasını istemiyorsa, “Ne olacak canım, ışıklar açık uyusun” demeyin. Çünkü vücudun biyolojik saatini koruyup, doğal ritmini ayarlayan melotonin hormonu, ancak gece siz uyuduğunuz saatlerde ve karanlıkta salgılanabiliyor. Melatonin, kişiyi çeşitli hastalıklara karşı korumasının yanı sıra; kansere karşı da kalkan görevi görüyor.

Memorial Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uzman Doktor Abdullah Özkardeş, melatoninin bağışıklık ve sinir sistemini olumlu etkileyerek yaşam süresini artırdığına, yaşlanma bulgularını azalttığına ve depresyonu önlediğine dikkat çekiyor.

Bu nedenle, vücudun düzenli ve yeterli miktarda melatonin salgılaması için, eğer mutlaka ışık gerekiyorsa, gece lambalarının solgun kırmızı ışık vermesini tecih edin. Televizyon karşısında uyumayın. Düzenli ve yeterli bir uyku düzeni oluşturun. Aynı saatlerde yatıp kalkmaya özen gösterin.

Bebek için güvenli bir ev ortamı nasıl olmalıdır?

Bebek için güvenli bir ev ortamı nasıl olmalıdırBEBEĞİNİZ İÇİN GÜVENLİ BİR EV ORTAMI HAZIRLAYIN

Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü�nden yapılan açıklamada, küçük çocuk yaralanma ve ölümlerinin önemli bölümünün önlenebilen kazalara bağlı olduğu belirtildi. 112 Acil Sağlık Hizmetleri�ne, bebek ve çocuklar için yapılan acil çağrıların yüzde 79�unun ev kazaları ve yaz döneminde yaşanan boğulmalara bağlı olduğu ifade edilen açıklamada, �Yaralanma ve ölümle sonuçlanan ev kazalarına yönelik alacağınız önlemlerle bebek ve çocuklarınızın güvenliğini büyük ölçüde sağlayabilirsiniz. Ev ortamı, bebek ve çocukların sağlıklarını ve yaşamlarını tehdit eden birçok riski de barındırmaktadır. Bu nedenle ailelerin ev içinde mümkün olan bütün önlemleri almaları gerekiyor� denildi.Çocuk acil servislerine yapılan başvuruların başta gelen nedeninin, yüzde 36 oranı ile bebek ve çocukların düşmeleri sonucu oluşan travma ve boğulmalar olduğu belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

�Merdivenler, pencere ve mobilyalar, bebek ve çocuklar için risk faktörlerinin başında geliyor. Sandalye ve diğer tüm mobilyaların pencerelerden uzakta olması, yüksek binalarda pencerelere takılacak parmaklıklar, emekleyen ve yeni yürümeye başlayan bebeklerin merdivenlerden uzak tutulması, bebeğin uyuduğu veya bulunduğu yatağın kenarlarının mutlaka korumalı olması, düşmelere yönelik alınacak önlemlerden bazılarıdır.�

TOPLU İĞNE, DÜĞME, BONCUK

3 yaş altı çocukların solunum yollarının çok dar olduğu, bebek ve çocukların çoğu zaman cisimleri ağızlarına aldıkları belirtilen açıklamada, bu nedenle de boğulma risklerinin yüksek olduğu kaydedildi. Kuruyemişler, mısır, şeker ve sosis gibi küçük ve yuvarlak hatlı tüm besinlerin, bebek ve küçük çocuklar için boğulma riski taşıdığı ifade edilen açıklamada, şu uyarılarda bulunuldu:

�Toplu iğne, mücevher, düğme, boncuk, tespih ve diğer tüm küçük cisimleri, bebek ve küçük çocukların ulaşamayacağı yerlerde bulundurun. Bebek veya çocuğunuzun oynadığı oyuncakların yaşına uygun olmasına dikkat edin ve oyuncaklarını düzenli olarak kontrol edin. Bebeklerin birkaç santimetre derinliğindeki suda bile boğulabileceğini unutmayın. Bu nedenle içi su dolu küvet, leğen veya kovalar bile, bebekler için çok büyük tehlikeler içerebilir. Bu yüzden kova, küvet ve leğenleri boş tutun. Bebek veya küçük çocuklar yıkanırken, kapı veya telefona yanıt vermek için onu yalnız bırakmayın. Çocuğunuz tuvaletteyken mutlaka yanında olun.�

Çocukların çok çabuk boğulabileceği, su altında 2 dakika kalan çocuğun bilincini yitirebileceği ve kalıcı beyin hasarlarına maruz kalabileceği vurgulanan açıklamada, �Özellikle yaz aylarında deniz ve havuz kenarında oynayan bebek ve çocuklara nezaret edin. Onları deniz kenarında yalnız bırakmayın. Su kenarlarında kayalık ve taşlık zeminler kayganlaşarak bebek ve çocukların kayarak suya düşmesine yol açar. Bu nedenle yeni yürümeye başlayan bebeklerinizi ve oyun oynamak isteyen çocuklarınızı korumasız su kenarlarından uzak tutun� denildi.

ZEHİRLENME, YANIK VE YANGINLAR

Bebek ve çocukların maruz kaldığı ev kazalarının yüzde 34�ünün zehirlenme, yanık ve yangınlar sonucu oluştuğu ifade edilen açıklamada, tüm ilaç, kimyasal ve temizlik maddelerinin, bebek ve çocukların ulaşamayacağı yerlerde ve orijinal kaplarında saklanması önerildi. Açıklamada, �Su, süt, kola ve yoğurt kaplarını, bu maddelerin saklanması amacıyla kullanmayın. Unutmayın yaptığınız bu kap değişikliği, bebek veya çocuğunuz tarafından bilinmemekte ve onlar için çok büyük riskleri de beraberinde getirmektedir� denildi.

Gaz ve soba zehirlenmelerine karşı önlem alınması istenen açıklamada, kibrit, çakmak ve ocakların da çok büyük kaza ve yangınlara yol açabildiği vurgulandı.

Genellikle dikkate alınmayan bir tehlike kaynağının da elektrik olduğu belirtilen açıklamada, 112 Acil Sağlık Hizmetleri�ne bu konuda yapılan acil çağrıların yüzde 6�sı elektrik çarpmalarına bağlı olduğu kaydedildi. Açıklamada, evde açık elektrik kabloları bırakılmaması, tesisatın düzenli gözden geçirilmesi, elektrik prizlerinin kapatılması, elektrikli ev aletlerine karşı dikkatli olunması gerektiği ifade edildi.

Ateşli silahların, bebek ve çocuklara yönelik önemli riskleri beraberinde getirdiğine dikkat çekilen açıklamada, �Evinizde ateşli silah varsa silahı boş saklayın. Silahın emniyetini sürekli kapalı tutun. Silahları bebek ve çocukların ulaşamayacağı kilitli bir yerde tutun. Ateşli silahınızı bebek veya çocuğunuzun yanında kesinlikle çıkarmayın ve temizlemeyin� uyarılarında bulunuldu.