| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

hepsi burada

oyun,son çıkan filmler ve daha neler neler var burada

Ana Sayfa | Yazılar | Resimler | Videolar< önceki | sonraki >
Yazılar arşiv 01.2009 Other entries in 2009-01 resimler, videolar

İnce bacakların sırrı (okuyun, bayanlar için)

Bütün kadınlar ince ve düzgün bacaklara sahip olmak ister. Bunun için 20 dakika ayırmanız yeterli…

Doktorlar ve fizik tedavi uzmanları, verdikleri ufak tiyolarla kadınların dertlerine derman olabliyorlar. Mesela ince bacaklara sahip olma isteği gibi. Sizin de televizyonlarda ve gazetelerde gördüğünüz kadınlar gibi ince ve düzgün bacaklara sahip olmak için yapmanız gerekenler aşağıda….


• Yürüyüş yaparken topuklarınıza basmak yerine parmak uçlarınıza basmayı deneyin, topuklarınızı yere değdirmemeye çalışın. Bu, gövdenizin biraz öne eğilmesine ve tüm bacağınızın, özellikle de uyluk kemiğinin ön kısmının çalışmasını sağlar. Bu şekilde 5 dakika koşun.


• Sağ ayağınızla ileri doğru büyük bir adım atın. Sağ dizinizin doğru bir açıyla bükülmesi gerekiyor. Daha sonra sol bacağınızla da büyük bir adım atın. Yine vücudunuz hamle eder pozisyonunda olsun.

Yine parmak uçlarınızla koşun; ama ileri doğru her adımınızda dizlerinizi mümkün olduğu kadar yukarı çekmeye çalışın. Topuklarınızı yere değdirmeyin. Böylece baldırlarınızı ciddi biçimde çalıştırmış olursunuz. 30 saniye çalışıp, 30 saniye dinlenerek beş kez bu hareketi tekrarlayın.

• Parmak uçlarınızda koşmaya devam edin, ancak bu sefer her adımınızda topuklarınızı kalçanıza değdirmeye çalışın. Baldırlarınızın arka kısmını çalıştıracak bu hareketi 30 saniye süreyle beş kez tekrarlayın…

Çikolata bağımlısı mısınız (okuyun, bayanlar için)

Çikolata… Diyet yapmak isteyip de yapamayanların tek özrü… Sizin de çikolataya zaafınız var mı?

Çikolataya karşı olan bu zayıflığınız sizi bir çikolatakolik yapıyor mu? Aslında çikolatanın bağımlılık yaptığına dair bazı bilimsel bulgular yok değil. Beynin kimyası üzerine yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre, insanlar besinlere bağımlı hale gelebiliyorlar ama bu konuda sağlam veri henüz yok. Zevk veren herhangi bir deneyim, o tarz beyin kimyaları yaratabiliyor.

Bağımlılığı yenmede en önemli şeyse, kendi kendinize bağımlı olduğunuzu söyleyebilmek; çünkü ancak bu şekilde kilo probleminizin üstesinden gelebilirsiniz.

Canımızın bir şeyler çekmesinin sebebi nedir?

Bağımlılıktan bahsettik ama insanın canının, özellikle de kadınların, çikolata çekmesi hayali bir durum değil. Öte yandan bunun nedeni henüz tam olarak bilinemiyor.

İnce bacakların sırrı (okuyun, bayanlar için)

Bütün kadınlar ince ve düzgün bacaklara sahip olmak ister. Bunun için 20 dakika ayırmanız yeterli…

Doktorlar ve fizik tedavi uzmanları, verdikleri ufak tiyolarla kadınların dertlerine derman olabliyorlar. Mesela ince bacaklara sahip olma isteği gibi. Sizin de televizyonlarda ve gazetelerde gördüğünüz kadınlar gibi ince ve düzgün bacaklara sahip olmak için yapmanız gerekenler aşağıda….


• Yürüyüş yaparken topuklarınıza basmak yerine parmak uçlarınıza basmayı deneyin, topuklarınızı yere değdirmemeye çalışın. Bu, gövdenizin biraz öne eğilmesine ve tüm bacağınızın, özellikle de uyluk kemiğinin ön kısmının çalışmasını sağlar. Bu şekilde 5 dakika koşun.


• Sağ ayağınızla ileri doğru büyük bir adım atın. Sağ dizinizin doğru bir açıyla bükülmesi gerekiyor. Daha sonra sol bacağınızla da büyük bir adım atın. Yine vücudunuz hamle eder pozisyonunda olsun.

Yine parmak uçlarınızla koşun; ama ileri doğru her adımınızda dizlerinizi mümkün olduğu kadar yukarı çekmeye çalışın. Topuklarınızı yere değdirmeyin. Böylece baldırlarınızı ciddi biçimde çalıştırmış olursunuz. 30 saniye çalışıp, 30 saniye dinlenerek beş kez bu hareketi tekrarlayın.

• Parmak uçlarınızda koşmaya devam edin, ancak bu sefer her adımınızda topuklarınızı kalçanıza değdirmeye çalışın. Baldırlarınızın arka kısmını çalıştıracak bu hareketi 30 saniye süreyle beş kez tekrarlayın…

Zayıflamanın sırları burada ! egzersiz bayanlar, beslenme

Sağlıklı biçimde zayıflamak herkesin hayali! Hayalinizin gerçeğe dönmesi için neler yapmalısınız peki?

Zayıf olmak ve bu uğurda çeşitli yolları denemek yaygın bir hal almışken, tek gerçek, kişisel ihtiyaçlara uygun, yeterli ve dengeli mönülerle hayat şekli haline getirmemiz gereken beslenme alışkanlıklarını unutmamak, kilo vermek kadar kilo kontrolünde de dikkatli olmaktır. Kişiler kilo verebilir ancak önemli olan bunun sağlıklı ve geri dönüşü olmayan bir süreçte oluşmasıdır. Bunun için zayıflama programına başlamadan önceki yanlış beslenme alışkanlıklarınızı bilmeli, bunları profesyonel yardım alarak doğru alışkanlıklarla değiştirmelisiniz.
Porsiyon kontrolü
İyi planlanmış dengeli bir öğün yüzde 20-30 oranında yağ, yüzde 10-20 oranında protein, yüzde 50-60 oranında karbonhidrat içermeli. Bu hesaplamalar size zor gelebilir ancak diyetisyeniniz tarafından planlanmış mönüler bu kurallar uymaktadır.

Açlığa dayanıklı mısınız (okuyun, bayanlar için)

Diyet yapmaya başladığınızda sürekli açlık mı hissediyorsunuz? O zaman bu yazı tam size göre…

Özelikle diyete başladığınız zaman, tatlı gıdalara karşı duyulan özlemi bilirsiniz, insanda olağanüstü bir istek uyandırır. Normalde yemek istemediğiniz şeyleri bile canınız çeker ve çoğu kez bu yüzden başarısız diyet girişimlerinde bulunursunuz. Artık diyetlerinizin zor geçmemesi ve başarısızlığa uğramamanız için size verebileceğimiz bazı önerilerimiz var.

Açlık hissini duyar duymaz hemen bir şeyler atıştırmaya kalkmayın ve on dakika bekleyiniz. Belki bu süre içinde ortaya çıkan o açlık arzusunun önüne geçmiş veya açlık durumunuz herhangi bir gıda almadan da azalmış olacaktır.

•Bu durumda hemen bir bardak su içiniz. Mideniz dolduğunda doyma refleksi sayesinde açlık hissinizi kandırmış olacaksınız. Mide dolduğu için açlığı daha iyi tolere edebilirsiniz.

Yanınızda limon varsa bir dilim kesip suyunu içiniz.

İçilen bir dilim limon suyu açlık hissini azaltacaktır.

• Büyük öğünler yerine daha sık aralıklarla az gıda yiyiniz. Doyma dorumu beyinde kontrol edilen bir merkez sayesinde yapılmaktadır. Ara öğünleri zevk alarak bekleyiniz.

Açlık hissinden uzak durmanın diğer bir şekli ise hareket halinde olmaktır. Sadece kalorinin sınırlanması ile olan bir diyet uzun vadede başarılı olamaz. Onun için kalorinin sınırlanmasının yanı sıra aynı zamanda egzersiz yapmak ve hareket halinde olmak bir o kadar önemlidir.

Kaç kilo fazlanız var ? (okuyun, bayanlar için)

Fazla kilolardan kurtulmak veya sağlıklı kiloda kalmak bazen kolay kolay başarılamaz…

Fazlalıklarınızdan kurtulmak için hayatınıza yeni bir yön vermeniz ve köklü bazı yaşam tarzı değişiklikleri yapmanız gerekir. Bunun için yanlışlarınızı yüreklice ortaya koymanız, doğru ve kalıcı çözümler bulmanız şarttır. Öncelikle şunu kabul etmelisiniz: “Fazla kiloluluk veya şişmanlık bir sağlıksızlık durumudur”. Fazla kilolu olmanın arkasında çoğu kez fazla kalori tüketiminin yattığı doğrudur. Fazla ve büyük porsiyonlar halinde yemek, mideyi abur-cubur yiyecek ve içeceklerle bir çöp kutusuna çevirmek, zamansız beslenmek önemli bir sorundur ama emin olun ki suçlu her zaman yeme-içme yanlışlarınız olmayabiliyor. Yani sorun her zaman midenizden kaynaklanmıyor. Eğer kilo vermeyi ya da kilo mücadelesini başarmayı istiyorsanız ilaçlar, pasif egzersiz, mucize iğneler, haplar şuruplarla zayıflamayı unutun ve bugünkü sayfamızın tümünü dikkatle okuyun.

Suçlu o kadar çok ki
Suçlu her zaman siz olmayabilirsiniz, sorun yapınız veya genetik kurgunuz da olabilir. Kısacası sorun bazen de bedeninizden kaynaklanır. Durum böyle olduğunda ihtiyacınız kadar, hatta daha az kalori tüketmenize rağmen kolayca kilo alabilirsiniz. Çünkü metabolizmanız yavaştır. Fazladan aldığınız 50-100 kaloriyi bile yakamaz. Metabolizma yavaşlığının sebebi bazen genetik kurgunuz bazen de tiroit bezinizin hastalığı veya bağırsak floranızın dengesizliğidir. Yeni bazı araştırmalar virüs enfeksiyonlarının bile yağ hücrelerinin metabolizmasını bozduğunu gösteriyor. Sorun bazen de aşırı insülin üretiminiz, yüksek dozda kortizol yapımınızdır. Hipofiz bezi hastalıklarının, şeker hastalığının ve daha pek çok hormonal-metabolik problemin (menopoz, andropoz…) sizi zorla, fazla kilolu biri yapabileceğini de hatırlatalım. Bu durumda ihtiyacınız olan şey “daha az yemek” değildir. Altta yatan tıbbi-metabolik problemi çözmek ya da yemek-aktivite dengesini yeniden düzenlemektir. Bu durumda diyetisyenler de, egzersiz uzmanları da, psikologlar da size yardımcı olamazlar. Size sadece doktorunuz yardımcı olabilir.


Tembelseniz işiniz zor
Sorun bazen de aşırı tembelliğiniz, hareketsizliğinizden kaynaklanır. Herhangi bir nedenle bir eklem sorunu yaşadığınızda, ayağınız burkulduğu veya tendonlarınız zorlandığında bir süre için hareketinizi azaltmak zorunda kalmış olmalısınız. Bu dönemlerde birkaç haftada 3-5 kilo aldığınızı hatırlıyor musunuz? Farkına varmadan tembelleşmeye başladıysanız, örneğin artık eskisine oranla günde 1000 adım daha az attığınızda bile kilo alabilirsiniz. Bu gibi durumlarda her gün 70-80 kalori daha az yakarsınız. Bu günlük 70-80 kalorilik birikimler ayda 3000-3500, yılda 30-40 bin kalori demektir. Bu da her yıl ortalama 5 kilo almak anlamına gelir (7000-7500″lik bir kalori birikimi size bir kilo aldıracaktır). Sağlıklı bir kilo yönetimi için aktivitenin neyi ifade ettiğini bu örnek size yeterince anlatacaktır. Bu durumda olanların kilosunu yönetmekte egzersiz uzmanları, diyet uzmanlarından daha etkili rol arkadaşlarıdır.


Suçlu ruhsal sorunlar olabilir
Bazı hastaların sorunu ise yeme davranışındaki problemlerde yatmaktadır. Bunlar kahvaltıyı atlayan, öğle yemeklerini geçiştiren ancak akşam eve dönünce buzdolabının kapağından ellerini çekemeyen, çoğu kez hızlı, çiğnemeden, neredeyse yutarcasına beslenen, fazla kilolu ya da şişmanlardır. Onlar gün boyu unuttukları buzdolaplarına gece boyunca neredeyse yapışık kalırlar. Bazıları neredeyse mutfakta yaşarlar. Bunların içinde gece yarısı tatlı uykularından uyanıp buzdolabına tekrarlayan ziyaretler yapanlar bile var. Böyle bir sorununuz varsa size diyet uzmanı, egzersiz danışmanı ya da doktor değil, deneyimli bir psikolog daha çok yardımcı olacaktır.

Diyetiniz ne renk (okuyun, bayanlar için)

Tükettiğiniz besinlerin neye iyi geldiğini ve hangi renk grubuna dahil olduğunu biliyor musunuz ?

Amerikalı doktor David Heber’e göre, besinler 7 renk grubuna ayrılıyor ve her birinin ayrı işlevi var. Bu renk gruplarına göre yiyerek kanserden bile korunmak mümkün. Örneğin lahana kalbe, domates kansere, havuç da gözlere iyi geliyor. Diğerleri için liste aşağıda, listeyi gözden geçirin, hayatınıza yeni bir yön verin.

• Mor: Bu besinler çok güçlü antioksidan, yani sağlıklı dokuları ve hücreleri koruyucu maddeler içeriyor. Kalp hastalıklarına yakalanma ve kriz riskini azaltıyor. Patlıcan, böğürtlen, üzüm, şarap, kırmızı lahana, mürdüm eriği.


• Kırmızı: Kansere karşı güçlü bir kalkan olan ve prostat kanserine karşı koruduğu ispatlanan likopen maddesi içeriyor. Domates, karpuz, kan portakalı.

Turuncu: Sağlıklı gözler ve sağlıklı bir cilt için gerekli olan betakaroten maddesi bulunuyor. Hücreleri zararlı maddelerden koruyor. Kayısı, kavun, havuç, mango, balkabağı.

• Sarı-turuncu: Beta - cryptoxanthin adındaki çok güçlü bir antioksidan madde içeriyor ve hücreyi yaşlanmaya karşı koruyor. Limon, portakal, armut, mandalina, greyfurt.


• Sarı-yeşil: Lutein adlı antioksidan madde içeren bu sebzeler, katarakt gibi çeşitli göz hastalıklarına karşı savaşıyor. Kabak, salatalık, bezelye, kivi, kıvırcık salata, ıspanak, bakla, avokado.


• Yeşil: Toksinlerden arındırıcı özelliği var. Karaciğerin salgıladığı faydalı enzimlerin miktarını artırıyor. İçerdikleri flavanoidler sayesinde kansere ve kalp hastalıklarına karşı koruyor. Brokoli, lahana, Brüksel lahanası.


• Beyaz: Alisin ve flavanoidleri içeren beyaz renkli besinler, çeşitli hastalıklara ve tümörlere karşı bağışıklık sistemini güçlendiriyor, A vitamini içeriyor. Pırasa, turp, sarmısak, mantar, soğan, kereviz.

Giyim hilelerini biliyor musunuz (okuyun, bayanlar için)

Giyim hilelerini kullanarak bedeninizdeki kusurları gizleyebilirsiniz !

Göğüs ve bacaklar için
Küçük göğüs için silikonlu sütyen kullanın. Eğer göğsünüz büyükse, toparlayıcı, kapları geniş ve bastırıp sıkıştıran sutyenler sizin için ideal.

Bacaklarınız kalınsa toparlayıcı çoraplar giyinin. Piyasada ince gösteren likralı çoraplar var. Hatta yaz için de, açık ayakkabıyla giyilebilecek, külot ve ayak kısmı olmayan ince çoraplar var.


Sırt dekolteniz için de sırtı açık sutyenler var. Boyundan bağlanan sutyenler dekolte kıyafetler için…


Elbiseniz hem askısız hem dekolte ise ve göğüsleriniz ufaksa, elbise içine göğüs kapları diktirebilirsiniz.


Popoyu küçültün
Geniş, basenlililer için toplayıcı sıklaştırıcı likralı çoraplar var.


Dar basenliler için silikonlu korseler var. Kenarları takviyeli bu korseler, kalçayı geniş ve şekilli gösteriyor.

Göbeğiniz ve karnınızın olması da sorun değil. Bele kadar yüksek çamaşır külotlar sert ve toplayıcı özelliğiyle fazlalıkları kapatıyor.


Bunlara dikkat!
Kilolular koyu pastel renk giymeli.


Kalın olan bölgelere koyu renkler gelmeli, zayıf bölgelere de açık renkler denk düşmeli.


Göğsünüz büyükse, bu bölgede göz alacak işlemeli, pırıltılı şeyler olmalı.


Kiloluysanız kıyafetin çizgileri boyuna olmalı. Boyunuz kısaysa yine dikey çizgili kıyafetleri tercih edin.


Boynunuz kısaysa boyundan bağlı kıyafetlerden uzak durun.


Büyük ve taraklı ayaklarınız varsa, ince bantlı ayakkabılar giymeyin. Önü sivri, kapalı zarif pabuçlar kullanın.

Kusurları gizleme sanatı (okuyun, bayanlar için)

Kısa boy, dar omuzlar, geniş kalçalar… Herkesin bir kusuru var! Önemli olan bunları gizlemenin yolunu bilmek…

“Kusurlarınızı kapatabileceğiniz püf noktaları neler?”, “ten ve saç renginize en yakışan renkler hangileri?” ve “çalışıyorsanız, gardırobunuzda neler olmalı?” gibi soruların cevapları.

Kısa boyluysanız…


Pantolon: Eğer vücudunuzun üst kısmını uzun göstermek istiyorsanız düşük belli pantolonlar tercih etmelisiniz. Bacaklarınızı olduğundan uzun göstermek için ise yüksek belli ve düz inen pantolonlar seçin. Kontrast renklerden ve iri desenlerden kaçının. Canlı renkleri üstünüzle aynı tonlarda olmak kaydıyla rahatlıkla kullanabilirsiniz.


Ceket ve gömlek: Fazla uzun veya belde biten kısa ceketlerden kaçının. Bele oturan ve kalça hizasında kalan modeller seçin.

Düşük belli bir pantolon giymek istiyorsanız üzerine saçaklı, püsküllü veya payetli bir gömlek kullanabilirsiniz. Altla üst arasında renk kontrastları yapmayın, illa bir kontrast yapmak istiyorsanız, kumaş türü kontrastları uygulayın: İpek bir elbise üzerine jean ceket gibi.

Elbise: Tek renk ve düz kesim elbiseler silueti daha uzun gösterir. Ayrıca kadınsı ve seksi kesimleri de rahatlıkla kullanabilirsiniz. Etek boyu baldırların ortasına hatta topukların hemen üstüne kadar inebilir.


Şişmansanız…


Pantolon: Pantolonlarınızı mümkün olduğunca krep gibi dökümlü kumaşlardan seçin.


Üst: Özellikle pantolon üzerine, bacaklarınızın üst kısmına dek inen uzun tunikler giyin. Göz alıcı, dikkat çekici büyük desenler yerine tek renk ve koyu tonları tercih edin. Dekolte kullanmaktan kaçınmayın ama kalın ve belinizi saran kemerlerden kaçının!


Ceket: Dökümlü kumaşlardan olanları tercih edin; mümkünse önünü iliklemeden giyin. Ceketlerinizde büyük vatkalar yerine daha küçük, omuzlarınızı hafifçe yükseltecek vatkalar kullanın.


Elbise - etek: Asla vücudunuzu sarmamalı: streç kumaşlara veda edin! Vücuda yapışmayan, uçuşan kumaşlar idealdir. Renk olarak daha çok tek renk ve koyu tonlar kullanın. Emprime seviyorsanız minik desenlileri tercih edin. Etek boyu baldırlarınızın hemen altına dek inmeli; daha uzun boylar da rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Gardırobunuzun da doktoru var

made in Love”dan yepyeni bir hizmet. Atmaya kıyamadığınız kıyafetleriniz made in Love ile yeniden hayat buluyor…

2000″li yılların başından beri Londra”da hizmet veren, geçtiğimiz günlerde İstanbul’da ilk şubesini açan ve açıldığı günden itibaren kendilerini farklı ve özgür hisseden bayanların tercihi olan made in Love, müşterilerine gardırop doktorluğu hizmeti vermeye başladı.
made in Love, gardırobunuzda çok sevdiğiniz ama kullanmaktan sıkıldığınız kıyafetlere yeni ve neşeli aksesuarlar ekleyerek yepyeni bir tarz kazandırıyor.

Ayrıca müşterilerine bilinçli alışveriş için destek veren made in Love, vücut yapınıza en uygun modellerin seçiminden, hangi kumaşın vücut dilimizle uyum sağlayacağı, hangi rengin ve hangi tonların hangi renkle giyileceğini, değişik aksesuarlarla aynı kıyafeti nasıl farklı kullanabileceğimizi, sezon trendleriyle elde olanın nasıl uyumlu hale getirilebileceği ve en önemlisi de banka hesabınızı boşaltmadan uzun ömürlü bir gardırop oluşturacağımız konusunda yardımcı oluyor.
Her yaştan kesime hitap eden made in Love, tasarımlarında kadınsı ve hareket eden kumaşları tercih ediyor. Giyim anlayışınızı yeniden biçimlendiren bu aşk’a sizde davetlisiniz !