| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

hepsi burada

oyun,son çıkan filmler ve daha neler neler var burada

Ana Sayfa | Yazılar | Resimler | Videolar< önceki | sonraki >
Yazılar arşiv 11.2008 Other entries in 2008-11 resimler, videolar

Kadının kilosu partneriyle ilişkili,kilo,cinsellik,kadın ilişkisi

Kadının kilosu partneriyle ilişkili
Kadının kilo alması ya da kaybetmesinin partneriyle ilişkisine bağlı olduğu açıklandı.
İngiltere’de yapılan bir araştırma, bir kadının kilo alması ya da kaybetmesinin, büyük oranda partneriyle ilişkisine bağlı olduğunu ortaya koydu.

Bu araştırma kapsamında soru sorulan 3 bin kadından yaklaşık yüzde 70’i, mutluluklarındaki en büyük faktörün ilişkileri olduğu yanıtını verdi. Bu kadınlardan geriye kalanlar da kilo aldıkları takdirde ilişkilerini bitireceklerini belirtti.

Slendex adlı bir firma tarafından yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, bir kadının kilosunda ilişkide olduğu süre içinde 5 aşamada değişiklik oluyor.

İlişkisinin başında olan bir kadın, karşı cinse kendini beğendirmek için girdiği sıkı bir diyet sonucu ilk aşamada ortalama 2,5 kilogram kaybedebiliyor.

Kadın ilişkisinde rahatlamaya başladıkça kilo alıyor ve bu ikinci safhada bu miktar ortalama 4,5 kilogramı bulabiliyor. Bunu izleyen üçüncü aşamada, evliliği düşünmeye başlayan ve bu büyük gün için incelme hevesine giren kadın ortalama 3,5 kilogram kaybedebiliyor.

Kadının bir bebeğinin olacağı ise 6 kilogram anlamına geliyor. Son aşamada çocukları büyüyen ve görüntüsüne daha fazla zaman ayırmaya başlayan kadın yenilenme yoluna gidiyor ve ortalama 5 kilo kaybedebiliyor.

Ekmek şişmanlatmıyor,ekmek,şişmanlatıyormu,ekmek tüketimi,şişmanlık

ekmek Halk arasında şişmanlattığı söylenen ve rejim yapılırken ilk olarak azaltılan ekmek, diyetisyenler tarafından yenmesi gerektiği söyleniyor.
Çorum Devlet Hastanesi Diyetisyen Hekim Serpil Ovalı, ekmeğin tek başına kilo yapmadığını belirterek, "Ekmek mutlaka tüketilmeli, ancak dengeli beslenilmelidir. Ekmek kan şekerini dengeler" diye konuştu.
Zayıflama diyetlerinde ekmek yerine yağlı ve aşırı şekerli gıdalardan uzak durulması gerektiğini anlatan Diyetisyen Serpil Ovalı, "Ekmek besin grubu 3. gruptur ve tahılların içerisinde yer alır. Buğday, bulgur, çavdar, pirinç mısır ve makarna bu gurup içerisindedir. Bu besin grubunun protein kalitesi düşüktür. Diğer besinlerle birlikte et, süt, yumurta gibi ürünlerle yenmesi halinde kilo alınmasına sebep olur. Ekmekte yağ oranı düşüktür. Ekmek yerken mutlaka buğdaydan yapılmış ekmek tavsiye edilir." diye konuştu.
Halk arasında ekmeğin şişmanlık yaptığı belirtilirken bu fikrin doğru olmadığını ifade eden Serpil Ovalı, "Başta da söylediğim gibi ekmek tak başına kilo yapmaz, Toplum olarak çok fazla meyve ve sebze yemediğimiz için gerekli vitamin ekmekte alınabilir. Bu yüzden şişmanlamayalım diye ekmek yememezlik yapılmaması gerekir. Ekmekte dengeli ve oranlı yenmesi gerekir." diye konuştu

Serpil Ovalı, "Ekmek sebzeyle, yoğurtla, et ürünleriyle yenirse şişmanlatmaz. Ama ekmeği makarnayla, pilavla, börekle yerseniz beslenmeyi tetikler. Artık memnuniyetle görüyoruz ki, diyetisyenlerin diyet programlarında ekmek var. Ekmek şişmanlama için potansiyel bir risk değil" dedi.
Diyetisyen Ovalı,, beyaz ekmekten kaçınılıp, kepekli, çavdarlı ekmek tüketimine yönlendirmenin nedenlerine de değinirken, "Çavdarlı, kepekli unla yapılan ekmekleri biz genellikle 40 yaş üstündekiler için tavsiye ediyoruz. Çünkü karbonhidrat, protein, amino asit, vitamin, mineral ve lifli maddeler buğday tanesinin tamamında mevcut. Beyaz ekmeğin yapıldığı 60-70-80 randımanlı unlarda öğütme sırasında bunların önemli bir kısmı kayboluyor. Yaşlılarda beslenme toplam kaloriden çok bağırsak fonksiyonları, mide fonksiyonları bakımından önem kazanıyor." şeklinde konuştu

Ovalı, "Ekmek şişmanlatmaz. Günlük harcayacağı kaloriden daha fazla kalori alırsanız, bunu nereden alırsanız alın kilo alırsınız. Ekmek bileşiminde yağ olmadığı için beslenme açısından şişmanlatmayı en az tetikleyen bir madde. Ekmekte protein ve karbonhidrat var, bunların bir gramı 4 kalori veriyor. Yağ ise bunların iki misli, 9 kalori veriyor. Dolayısıyla ekmek yerken biz börek, makarna, pirinç, patates gibi karbonhidrat oranı yüksek gıdalarla birlikte alıyorsak doğal olarak beslenmemizi tetikliyor. Ama ekmek sebzeyle, yoğurtla, et ürünleriyle yendiği zaman kesinlikle şişmanlatmaz." diye konuştu.


Yumurtayı yasakladığım hastalardan özür dilerim,yumurta,özür dilerim,ı prof. dr. bingür sönmez,yumurta faydaları

Yumurtayı yasakladığım hastalardan özür dilerim Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Bingür Sönmez, pastanın üzerine sürülen yumurtayı bile yasakladığı hastalarından özür diledi ve "Yıllarca yemeyin dedik, neden şimdi yiyin diyoruz? Çünkü, son yapılan araştırmalara göre, yumurta insanlarda kan kolesterol seviyesinde önemli bir artışa yol açmıyor" dedi.

BİLİMSEL Tavukçuluk Derneği Türkiye Şubesi’nin düzenlediği "Bilinen Yumurtanın Bilinmeyen Yönleri" sempozyumuna katılan kalp ve damar cerrahı Prof. Dr. Bingür Sönmez, yıllarca pastanın üzerine sürülen yumurtayı bile yedirmediği hastalarından özür diledi. Prof. Dr. Sönmez, "Yumurtadaki kolesterolden korkmaya gerek yok" dedi. Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker de, "Yumurtanın itibarının iade edilmesini saygıyla karşılıyorum" dedi.

Ortaköy Princess Otel’de düzenlenen sempozyumun açılışına katılan Memorial Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, kolesterolsüz bir yaşam olmayacağını belirterek, şunları söyledi: "Günde 300-500 kolesterol çocuklukta büyümek yaşlılıkta nörolojik sistemin korunması için gerekli. Bir insana neyi yasaklıyorsak zarar hesabını iyi yapmamız lazım. Yıllarca yemeyin dedik şimdi neden yiyin diyoruz? Çünkü son araştırmalara göre yumurta insanlarda kan kolesterol seviyesinde önemli bir artışa yol açmıyor. Üstelik bir yumurta iyi huylu HDL kolesterolü 3-4 miligram yükseltiyor. Hastaya zarar vermiyor. Erişkinler haftada üç-dört yumurta yesinler. Anneler çocuklarına fast food yedireceklerine günde bir yumurta yedirsinler."

Prof. Dr. Bingür Sönmez, Omega 3’ü yüksek yumurta üretilmesi için de çağrıda bulunarak, "Balık yiyerek Omega 3 miktarını elde etmek çok zordur. 40 yaşından sonra herkes günde bir miligram Omega 3 almalı. Omega 3’ü alacağımız başka bir yiyecek yok. Bilim adamlarının yapması gereken Omega 3 yönünden zengin yumurta üretebilmek" dedi.

Kadınları cinsellikten soğutan 10 neden,cinsellik,kadın,haber,kadın sağlığı,sağlık,kadın ilişkileri

Kadın ve Seks İnternetteki sitelerde en çok konuşulan, bloglarda dile getirilen konulardan biri kadınları cinsel isteksizliğe iten nedenler ve çözüm yolları olarak karşımıza çıkıyor.

Uzmanlara göre kadınları cinsellikten soğutan birçok neden olabilir, ancak en çok bilinen 10 neden şöyle sıralanıyor:

1. Gebeliği önleyici doğum kontrol ilaçları kullanmak bazı kadınların seks isteklerini azaltıcı rol oynayabilir. Bunun yanı sıra spiral, prezervatif gibi araçlar da kadınların seks isteklerinin azalmasına neden olabilir.

2. Antidepresan kullanmak. Herkesin seks isteğini bu şekilde etkilemese de çoğu kadının seks isteğini azaltır.

3. Emzirme. Prolaktin hormonu seks isteklerini azaltır. - Uykusuzluk. Çoğu kadın için ilişkilerde uyku seksten önce gelir.

4. Stres. İş yoğunluğu, eğitimle ilgili stresler, aile sorunları veya hastalıklar, ölümler seks isteğini azaltıcı rol üstlenebilir.

5. Stresiniz yükseldiği zaman çoğu kadın seksi bir çözüm olarak görmez.

6. Partnerle uyumlu duygulara sahip olmama. Her ilişkide duygusal ve tutku olarak farklılıklar görülebilir. Bu nedenle çiftler seksten uzak durabilir.

7. Testosteron hormonunun düşük olması seks isteğinin az olmasına neden olabilir.

8. SHBG seviyesinin yüksek olması. Bir kadının Sex Hormone Binding Globulin (SHGB) yüksek olması da belki sekse olan ilgisinin az olmasına neden olabilir.

9. Mahremiyet korkusu. Bazı kadınlar mahremiyetlerine aşırı düşkündürler. Bu durum çiftlerin seks yapmasına engel teşkil edebilir.

10. Vücudunu beğenmeme. Bazı kadınlar vücutlarının nasıl göründüğüne önem verirler. Vücutlarını beğenmeyen kadınlar partnerlerinin gözünde kendilerini kendi gözleriyle algılarlar. Bu nedenle seksten uzak dururlar.

Bu tür sorunları olan kadınlar daha önce bunları yaşayanların deneyimlerini ve çözüm önerilerini okumalılar, araştırmalılar ve paylaşmalılar. Çiftler sorunu çözemiyorlarsa bir seks terapistinden destek almaları yararlı olacaktır.

Şiddetli baş ağrınız var mı,baş ağrısı,sağlık,sağlık haberleri

Baş Ağrısı Memorial Hastanesi Beyin Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Yaşar Kaynar, baş ağrısı, apati, bulantı, kusma, vücudun bazı bölgelerinde güçsüzlük, epilepsi nöbetleri, kişilik bozuklukları ve bazı yeteneklerde bozulmanın beynin içinde baskı olduğuna işaret olduğunu, ancak her beyin tümörünün öldürücü olmadığını bildirdi.

Prof. Dr. Kaynar, yaptığı yazılı açıklamada, tümörün insan vücudunda olmaması gereken yerde oluşan bir doku ya da herhangi bir dokunun olması gereken yerde kontrolsüz büyümesi olduğunu belirtti.

Her tümörün öldürücü olmadığını, sadece beyin dokusunun bir istisnası olduğunu belirten Kaynar, açıklamasında ''Beyin kafatası içinde kapalı bir odada yer aldığından, iyi huylu tümörler de baskı sonucu öldürücü olabilirler'' görüşünü dile getirdi.

Kaynar, kafa içinde yer kaplayan lezyonların bütün vakalarda olduğu gibi öncelikle kafa içi basıncın artmasına bağlı belirtiler gösterdiklerini vurgulayarak, şu bilgilere yer verdi:

''Tümör düzensiz bir şekilde büyümeye devam eder ve genişleme, büyüme imkanı olmayan kafatası içerisinde normal beyin üzerine baskı yapmaya başlar. Beyin baskı altında normal görüntüsünü kaybeder ve işlevlerini yerine getiremez. Baş ağrısı, apati (hareket ve mimiklerde yavaşlama), bulantı, kusma, vücudun bazı bölgelerinde güçsüzlük, epilepsi nöbetleri, kişilik bozuklukları ve bazı yeteneklerde bozulma (hesap yapma, yazı yazma gibi) beynin içinde baskı olduğuna işarettir. Beyin tümörleri yeni doğan çocuklar dahil her yaşta görülebilir, kadınlarda ve erkeklerde görülme oranı da tümör cinsine göre değişir.''

-CERRAHİ TEDAVİ-

Kaynar, beyin tümörünün kesin teşhisi için beyin tomografisi veya MRG tetkiki gerektiğini ve beyin tümörlerini beyin hücresi kaynaklı olmayan iyi huylu tümörler ve beyin hücresinin kendi tümörleri olan kötü huylu tümörler olmak üzere ikiye ayrıldığını kaydetti.

İyi huylu tümörlerin yavaş üreme hızına sahip olduğunu ve beyin dokusundan kolaylıkla ayrılarak tümü veya tümüne yakın kısmının çıkarılabildiğine işaret eden Kaynar, bu nedenle ameliyat sonrası sonuçların çok iyi olduğunu ve tek bir operasyon ile hayatın sonuna kadar kür şansı bulunduğunu dile getirdi.

Kötü huylu tümörlerin çok hızlı üremesi nedeniyle ameliyatla tamamen alınamadıklarını belirten Prof. Dr. Mehmet Yaşar Kaynar, şunları kaydetti:

''Tümörleşen doku beynin fonksiyonlarını gerçekleştiren kendi dokusudur. Bu sebeple aslında cerrahi olarak çıkarılan her doku fonksiyon kaybıdır. Ameliyat sonrası belli bir zaman süresi içinde tekrar büyüyerek beyine baskı yapmaya devam ederler. Kötü huylu tümörlere, vücudun başka bir bölgesinden beyin dokusuna yayılmış metastatik tümörler de girer. Beyin tümörlerinin tedavisi sıklıkla cerrahidir. Cerrahi tedavi sonrası kimi zaman kemoterapi, kimi zaman radyoterapi bazen her ikisiyle kombine tedavi yapılır. Beyin tümörlerinde uzman ekiplerin gerçekleştirdiği ameliyatlar ile son derece başarılı sonuçlar alınabilmektedir.

Büro çalışanlarının en çok boynu ağrıyor

ağrılar , boyun ağrısı , boyun ağrısının nedenleri , sağlık haberleri

Boyun Ağrısı Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi'nde 172 büro çalışanının katılımıyla yapılan araştırmada, çalışanların en çok boyun bölgelerinin ağrıdığı tespit edildi.

KTÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gamze Çan, Farabi Hastanesi büro çalışanlarının anatomik ölçümlerinin, mevcut kas iskelet şikâyetleri ile ilişkisinin araştırılması amacıyla 172 sekreter ve büro personelinin katıldığı bir çalışma gerçekleştirdiklerini belirtti.

Çan, çalışma ortamında iş görenlerin 4'te 3'ünün oturarak çalışmasına ve oturma yerleri konusunda birçok araştırma yapılmasına rağmen, büyük çoğunluğunun hâlâ kötü tasarlanmış, genellikle çok yüksek ve rahatsızlık veren sandalye ve koltuklarda oturduğunu ifade etti. Prof. Dr. Çan, "Kötü tasarlanmış bu işyerlerinde çalışmaya bilgisayar kullanımındaki artış da eklenince, sağlık sorunlarında önemli artışlar olmuştur." dedi. İşle ilgili kas iskelet sistemi hastalıklarının azaltılması için kişinin değil, işin kişiye uydurulmasının sağlanması gerektiğini vurgulayan Çan şunları söyledi: "Yükseğe uzanarak çalışma, tekrarlı hareketler, oturma sırasında uygunsuz beden duruşu, baskı, yorgunluk ve aşırı güç uygulamayı gerektiren çalışmalar gibi eylemleri olabildiğince azaltacak iş düzenlemeleri yapılmalıdır. İnsana uygun iş kuralları uygulanmalı, insanın fiziksel ve ruhsal sınırları göz önüne alınmalıdır."

 

Diyet Bozucular,beslenme,diyet,diyet bozucuları,sağlı,sağlık heberleri

 
Diyete her başladığınızın ikinci gününde vaz mı geçiyorsunuz?
 

Yolun sonundaki havuç, güzellik ve sağlık gibi iki önemli şey ama biz yine de vazgeçiyoruz. Peki ama neden? İşte Cosmotürk'ün bize sunduğu nedenler ve önlemleri içeren özel dosya...

EGZERSİZ YAPMIYORSUNUZ

Belki egzersiz yapmaktan nefret ediyorsunuz veya zamanınız yok. Yapılan araştırmalar egzersiz yapan kişilerin daha kolay kilo verdiğini ve kilosunu koruduğunu gösteriyor. Aktivite kalorileri yakar, metabolizmayı hızlandırır ve iyi hissetmenizi sağlar.

Çözüm: Yüzmeyi seviyorsunuz fakat yüzme havuzu 30 dakika uzakta diye gitmiyorsunuz değil im? Her gün programınıza 30 dakikalık bir aktivite eklemek (yürüyüş, merdiven çıkmak, dans vs.) haftanın üç günü aerobik yapmak kadar etkili.

KİMSE SİZİ DESTEKLEMİYOR

Çevreniz "Bir tane daha al!" veya "Diyete yarın başlarsın!" diyen insanlarla sarılıysa.

Çözüm: Pittsburgh Üniversitesi'nin bir çalışmasına göre birlikte kilo veren arkadaşlar veya diyet yaparken destek alanlar yalnız diyet yapanlara göre daha iyi sonuç alıyor. Sizinle aynı durumda olan insanlarla konuşmanız birbirinizi olumlu yönde etkilemenizi sağlıyor. Hedefinize ulaştığınızda arkadaşınızı yüz üstü bırakmayacağınız konusunda onun içini ferahlatın. Bir arkadaşınızdan egzersiz yaparken size eşlik etmesini isteyin, erkek arkadaşınıza sizi iltifatlarıyla desteklemesini söyleyin veya kendinize bir yaşam koçu bulun.

İNCE OLDUĞUNUZU DÜŞÜNMÜYORSUNUZ

Ne yediğinizden önce ne düşündüşündüğümüz önemli. Düşünceler gerçekleşir. Eğer kafanızın içinde bir ses "Ben kilo veremiyorum, işe yaramıyor" diyorsa hızlı bir düşüş içine girersiniz.

Çözüm: "Yapamıyorum", "Asla", "Her zaman" gibi kelimeleri yasaklayın. "Çok meşgulüm" veya "Bu benim hatam değil, genlerim böyle" gibi sözler yerine "Biliyorum zor fakat başaracağım" ve "Bu hafta iyi geçti" gibi pozitif şeyler düşünün ve söyleyin. Kendinize yapabileceğinizi, başarabileceğinizi telkin edin.

DİĞER İNSANLARI DAHA FAZLA ÖNEMSİYORSUNUZ

Hayır" diyemiyorsunuz, özellikle spora gitmeniz gerekirken bir arkadaşınızın size ihtiyacı olduğunda. Washington Üniversitesi'nin bir araştırmasına göre kendine saygısı olan ve kilo verme döneminde kendini önemseyen kişiler daha başarılı oluyor.

Çözüm: Diyet dönemini "Kendimi seviyorum" programının bir parçası olarak görün. Sevdiğiniz şeyler için zaman ayırın. Manikür yaptırmak, kitap okumak sizi dinlendirecek, iyi hissetmenizi sağlayacak ve motive edecektir.

YİYECEK BİR ŞEY VARSA YİYORSUNUZ

Her yerde yiyecek var. Güne iyi niyetlerle başlıyorsunuz ama ofiste bisküviler dolaşmaya başlayınca diyetiniz son buluyor.

Çözüm: Felsefeniz "Farkında olmak, uzaklaştırmak ve değiştirmek" olsun. İsteklerinizi aklınızdan uzaklaştırın, yerine sağlıklı şeyleri koyun. Bu irade gücüyle değil, sizi destekleyen çevreyle ilgili. Ev arkadaşlarınızdan kendi peynirlerini ve bisküvilerini saklamalarını isteyin. Bütün zararlı atıştırmalıkları yok edemezsiniz ama çoğundan kurtulabilirsiniz.

GERÇEKÇİ OLMAYAN HEDEFLER KOYUYORSUNUZ

Bir ay şarap içmeyeceğinize dair söz veriyorsunuz fakat sonra kendinizi cuma akşamı iş çıkışı içerken buluyorsunuz. Bu, cumartesi sabahı kızartmalarına oradan da pazar günü diyeti bırakmaya kadar gidiyor. Psikolog James Prochashka bunu 'hata, bir hata daha ve son bulma' çemberi olarak adlandırıyor. Bu kendinizi suçlu hissetmenize ve bütün sistemin çökmesine yol açıyor.

Çözüm: Haftada 1 kilo vermeyi hedefleyin. Çok sıkıcı gibi geliyor fakat bu şekilde kilo vermek daha kalıcıdır. "Şarap, hamur işi yok!" gibi katı kuralları terk edin. Onun yerine "Haftada bir veya iki gün bir kadeh şarap içebilirim" deyin.

BEKLENMEDİK OLAYLAR

İyi niyetlisiniz fakat öyle şeyler oluyor ki, ani kutlamalar, duygusal çöküşler vb. gibi sizi yoldan çıkarıyor.

Çözüm: Yolunuzun üstünde açken gidebileceğiniz light yemekler yapan bir yer bulun. Yoğurt ve az yağlı gevrekler fındık fıstıktan daha mükemmel değil ama formunuzu korumanız açısından çok daha yararlı.

YEMEK YEMEK SİZİ RAHATLATIYOR

Her sıkıntı hissettiğinizde yiyorsunuz. Bu, duygularınızı rahatlatıyor fakat sonra suçlu hissetmenize yol açıyor ve sizi daha çok yemeye itiyor. Bir kısır döngü yani.

Çözüm: Kendinizi kötü hissettiğinizde oyalanacak bir şeyler bulun. Yatağınızı toplayın, bulaşık yıkayın, yürüyüşe çıkın veya seks yapın. Egzersiz sizi rahatlatacak ve kalori yakmanızı sağlayacak. Eğer mutsuz ruh haliniz sürekliyse daha uzun soluklu çözümler bulun: salsa derslerine katılmak, toplantı organize etmek gibi. Bunlar yemek yemekten çok daha iyi metodlar.

Ön sevişme hazzı etkiliyor mu,sevilmek,hazzı,etkiliyor,cinsellik,erkekler,kadınlar,seks,ön sevişmek,ilişki

2 bin 300 kadın üzerinde araştırıldı...opusmek Cinsel birliktelik sırasında ön sevişmenin, kadınlar tarafından tercih edildiği şeklindeki yaygın inanç, kadınlar üzerinde yapılan bir araştırmanın sonuçlarıyla çelişiyor. 2 bin 300 kadının araştırmada verdiği yanıtlar, ön sevişmenin cinsellikten alınan hazza pek fazla katkısı olmadığını ortaya koydu. İngiltere'deki West of Scotchland ile Çek Cumhuriyeti'ndeki Charles üniversitelerinin ortaklaşa yaptıkları çalışmaya katılanlara, ilişki ile ön sevişmeye ne kadar vakit ayırdıkları soruldu.

Buna göre çiftler ön sevişmeye ortalama 15.4, ilişkiye ise 16.2 dakika ayırıyor. Araştırmayı yürüten uzmanlar bir çok seks terapisti ve eğitimcinin sandığının aksine kadınların ön sevişmeden çok cinsel ilişkinin süre ve kalitesini çoğaltmak istediğini belirtiyor. Öte yandan aynı araştırmada 16.2 dakikalık ilişki süresinin ABD'de yedi dakikaya kadar düştüğü ifade ediliyor.

Liseli kız öğrencinin seks videosu intikamı,lise,seksi,video,videolar,vidyo

Liseli kız öğrencinin seks videosu intikamıAnkara'da lise öğrencilerinin seks videosu olayı, adam kaçırılmasıyla sonuçlandı

Ankara'da bir lisede öğrenim gören N.A. adlı kız öğrencinin Ö.Ö. adlı erkek arkadaşıyla sevişmesinin görüntülerini CD yaparak okulda dağıtan O.K. adlı erkek öğrenci, N.A.’nın ayarladığı adamlarca kaçırıldı.

Birlik Mahallesi’nde boş arsada elbiseleri çıkarılan O.K.’nın görüntülerini kaydeden 3 zanlı gözaltına alındı.
(Milliyet)